| TÜRK VERGİ KANUNLARI'2004 |
Gerçek usulde vergilendirmenin bir şekli de ücretin yıllık beyanname ile bildirilmesi ve bu yolla vergilendirilmesidir.
1- Yabancı bir ülkedeki işveren tarafından doğrudan doğruya ödenen ücretler
Yabancı ülkelerde bulunan işverenlerce Türkiyede mukim şahıslara hizmetleri karşılığında yapılacak ödemelerin Türkiyede vergi tevkifatına tabi tutulması mümkün değildir. Bu nedenle yabancı ülkelerde bulunan işverenlerden alınan ücretler (varsa Türkiye dahilindeki kazanç ve iratlarıyla birlikte) bir beyanname ile ikametgahının bulunduğu yerin vergi dairesine her takvim yılı sonunda bildirilir ve vergilendirilir.
Yabancı ülkedeki işverenden alınan ücretin doğrudan doğruya orada alınması veya Türkiyeye gönderilmesi yahutta bankaya yatırılması vergilendirme bakımından bir değişiklik göstermez.
2-Gelir Vergisi Kanununun 16 ncı maddesindeki istisnadan yararlanamayanların ücretleri
Yabancı ülkelerin Türkiyede bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsolosları ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o ülkenin uyruğunda bulunan memurları dışında kalan memur ve hizmetlilerin yalnızca bu işlerden dolayı aldıkları ücretler, karşılıklı olmak koşuluyla, gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Karşılıklılık anlaşmasının uygulanamadığı durumlarda karşılık esasına uymayan ülkenin Türkiyedeki temsilciliğinde çalışan memurlar istisnadan yararlanamaz. Örneğin Türkiye ile Hindistan arasında, Gelir Vergisi Kanununun 16 ncı maddesinde öngörülen karşılıklılık anlaşması yoksa Hindistanın Ankara büyükelçiliğinde çalışan Türk veya diğer devlet uyruğundaki kimseler, Türkiyede elçilikten aldıkları ücretler dolayısıyla vergiye tabi olurlar.
Bu durumda, ücret sahipleri her yılın sonunda toplam ücretlerini yıllık gelir vergisi beyannamesiyle oturdukları mahallin vergi dairesine bildireceklerdir.
3-Maliye Bakanlığınca yıllık beyanname ile bildirilmesinde zorunluluk görülen ödemeler
Maliye Bakanlığınca yıllık beyanname ile bildirilmesinde zorunluluk görülen diğer ücret ödemeleri de tevkifata tabi tutulmaz ve yıllık beyanname ile bildirilir.
Bu nitelikteki ödemelerin hangileri olduğu Maliye Bakanlığınca genel tebliğlerle duyurulur.
SSK tarafından önce fazla kesilmiş bulunan hak sahiplerine geri verilmesi gereken sigorta primleri, işveren tarafından geri verilmediği gibi, primleri geri veren SSK na işveren durumunda bulunmadığından her iki tarafın sorumlu sıfatıyla bu birimlerden vergi kesmeye yükümlü tutulması mümkün bulunmamaktadır. Söz konusu primlerin hizmet erbabı tarafından Gelir Vergisi Kanununun 95 inci maddesi gereğince ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesine yıllık beyanname ile bildirilmesi gerekir (Maliye Bakanlığının 4.12.1973 gün ve Gelir Vergisi Kanunu 2-2128-9093/73285 sayılı genel yazıları).
4-Birden fazla işverenden ücret alanlar
Yabancı memleketlerde elde edilenler hariç olmak üzere tam mükellef olup birden fazla işverenden ücret alan ücretlilerin gayrisafi tutarları toplamı (1995 yılı içerisinde elde edilenler için) 450.000.000.- (1996 yılı içerisinde elde edilenler için 900.000.000.-) lirayı aşanlar bu gelirlerini yıllık beyanname ile bildirmek zorundadırlar. (Gelir Vergisi Kanunu Md.96).
18.3.1988 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilesine Dair Kanun'un 2'inci maddesine göre;
-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre almakta olan kamu görevlileri ile kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kuruluşlarda çalışanların,
-On ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçilerin,
-Kanunları uyarınca sözleşmeli statüde çalışan personelin, aylık ve ücretlerinden kesinti yapılır. Bu tasarruflara Devlet veya ilgili işverenlerin katkısı sağlanır.
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'na tabi olarak çalışanların gelirlerinin bu Kanun hükümlerine göre belirlenecek kısmını tasarruf olarak her ay ilgili bankanın şubesine yatırırlar.
3417 sayılı Kanun 'un 3'üncü maddesinde, çalışanların aylık ücretlerinden %2 kesileceği ve buna devlet veya işverenler tarafından %3 oranında katkıda bulunulacağı hüküm altına alınmıştı. Bakanlar Kurulu'nun 93/4876 sayılı kararı ile 15.1.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kanunda yazılı olan %2 ve %3 oranlarına çekilmiştir. Kurumlar ve özel gerçek-tüzel kişiler çalışanların aylık ve ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintisi ile sağlanacak devlet-işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret veya aylık ödenmesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C. Ziraat Bankası'nda çalışanlar adına açtıracakları ‘Tasarruf Teşvik Hesabı'na yatırırlar.
Çalışanların aylık ve ücretlerinden damga vergisi matrahı üzerinden yapılacak tasarruf kesintileri ilgililerin aylık ve ücretlerinin hesaplanmasında gider olarak kaydedilir. İşverenlerin bu Kanun hükümlerine göre sağladıkları katkılar ile Bağ-Kur kapsamında olanların tasarruf tutarları, bunların gelir veya kurumlar vergilerinin hesaplanmasında gider olarak kaydedilir. Bu Kanun hükümleri gereğince ilgililere yapılacak ödemeler hiç bir vergi kesintisine tabi tutulmaz. (3417 sayılı Kanun Mad. 8).
Tasarruf teşvik kesintilerinin çalışanlarca karşılanan kısmının gerek gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınacak olması gerekse katkı tutarlarının gider hesaplarını etkilemesi nedeniyle maaş veya ücret bordrolarında diğer kesintilerde oldugu gibi gerekli sütunların açılması zorunludur.