Kurumlar Vergisi Tebliğleri
TÜRK VERGİ KANUNLARI'2004

Kurumlar Vergisi Tebliğleri

Seri No: 42

Resmi Gazete No 21439

Resmi Gazete Tarihi 18/12/1992

3824 sayılı Kanunla, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin 15 numaralı bendine parantez içi hükmü, 8 inci maddesine de bir bent eklenmiştir. Ayrıca, bu Kanunun 8 inci maddesinin 17 numaralı bendinde de değişiklik yapılmıştır. Bakanlar kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıfları ilgilendiren sözkonusu değişikliklerle ilgili olarak aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.

1 – Vakıfların İktisadi işletmelerinin Vergi Muafiyeti Karşısındaki Durumu

5422 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Ancak, bunlara ait iktisadi işletmeler aynı maddenin (D) bendinde kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmıştır.

Diğer taraftan, 903 sayılı Kanuna göre kurulan vakıflara, aynı kanunun 4 üncü maddesi ile 5422 sayılı Kanununun 7 nci maddesinin 15 numaralı bendi hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti verilmiş bulunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin 15 numaralı bendinde 3824 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, vakıflara Bakanlar Kurulu kararı ile tanınan muafiyetin bunların iktisadi işletmelerini kapsamadığı hükme bağlanmıştır

Buna göre, Bakanlar Kurulu kararı ile vergi muafıyeti tanınan vakıfların, eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma - geliştirme konularında faaliyette bulunan iktisadi işletmelerinin kurumlar vergisi mükellefiyetlerini tesis ettirmeleri gerekmektedir. öte yandan anılan vakıfların söz konusu amaçlar dışında faaliyette bulunan iktisadi işletmeleri ötedenberi kurumlar vergisi mükellefi bulunmakta olup, mükellefiyetlerinde herhangi bir değişiklik olmayacaktır.

Sözü edilen değişiklik, 1.1.1992 tarihinden geçerli olmak üzere, 3824 sayılı Kanunun Resmi Gazete'de yayın tarihi olan 1 1 .7.1992 tarihinde yürürlükte girmiştir. Bu nedenle, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların, iktisadi işletmelerine ilişkin mükellefiyet tesisi ve tutulması zorunlu defterlerin tasdik işlemlerini Kanunun yürürlük tarihinden itibaren yaptırmış olmaları gerekir. Ancak, sözkonusu işlemleri bugüne kadar yaptırmamış olan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıfarın da bu yükünılülüklerini en geç bu genel tebliğin yayım tarihini izleyen 1 ay içinde yaptırmaları gerekmektedir. Aksi halde, mükellefiyetin zamanında tesis ettirilmemesi nedeniyle, haklarında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükmülerine göre işlem yapılacaktır.

2. Vakıfların İktisadi İşletmelerinin Kazançlarına İlişkin İstisna

3824 sayılı Kanunla, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine eklenen 19 numaralı bent hükmü ile, kurulduktan sonra Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma - geliştirme amacıyla kurdukları iktisadi işletmelerinden sağladıkları kazançlar, vergiden müstesna tutulmuştur.

Bu durumda, 903 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait olup eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma-geliştirme konularında faaliyet gösteren iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilecektir. Ancak, sözkonusu hüküm gereğince, eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetinde bulunan işletmelerin kazançları kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır.

Bakanlar Kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıfların, eğitim, sağlık, kültür, bilimsel araştırma-geliştirme konuları dışında faaliyet gösteren işletmelerinin bu istisnadan yararlanmaları söz konusu olmadığından, bunların kazançları önceden olduğu gibi kurumlar vergisine tabidir.

Öte yandan, kurumlar vergisinden müstesna tutulan bu kazançlar Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (A) fıkrasının 8 numaralı bendi ve bu maddede yer alan yetkiye dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu kararına göre; gelir vergisi tevkifatına tabidir. Tekifat, işletme yönetimince yapılarak ilgili vergi dairesine yatırılacaktır. İktisadi işletmenin dönem sonunda bağlı olduğu vakfa kazancını aktarıp aktarmaması vergi tevkifatının yapılmasını engellemez.

Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci madesine 3824 sayılı Kanunla eklenen 19 numaralı bent hükmü de 1.1.1992 tarihinden geçerli olmak üzere bu Kanunun Resmi Gazete'de yaymı tarihi olan 11.7.1992 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, sözkonusu iktisadi işletmelerin 1.1.1992 tarihinden itibaren elde ettikleri kazançların tamamı gelir vergisi tevkifatına tabi olacaktır.

ÖRNEK: Resmi senedinde, eğitim, sağlık, kültür konularında faaliyetlerde bulunmayı amaç edinen (A) Vakfına Bakanlar kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınmıştır. Vakfın, bir okul, bir hastane, bir de lokal işletmesi bulunmaktadır. (A) Vakfınca bu genel tebliğ hükümlerine göre gelir ve kurumlar vergisi yönünden yapılacak işlemler şu şekilde olacaktır.

a) Vakıf, sahibi olduğu üç işletmenin de kurumlar vergisi mükellefiyetini tesis ettirip, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tutulması zorunlu defterleri tasdik ettirecektir. Her işletme için ayrı defter tutulacağı gibi, işletmelerin hesap ve faaliyetler tek defterde, ancak ayrı hesaplarda da izlenebilir.

b) Vakfın, sahibi olduğu okul ve hastane işletmesinin kazançları, kurumlar vergisinden müstesnadır. Ancak, bu işletmelerin kazançlarından Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (A) fıkrasının 8 numaralı bendi uyarınca tevkifat yapılması gerekmektedir. Tevkifat, işletme yönetimince yapılacaktır. Tevkifat sonrası kalan net tutarlar ise işletmenin sahibi olan vakfa gelir olarak intikal ettirilecektir. İşletmenin yıl sonu ortaya çıkan kazancı vakfa aktarılmasa dahi sözkonusu tevkifatın yapılması zorunludur.

c) Vakfın sahip olduğu lokal işletmesi eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma - geliştirme kapsamında düşünülemeyeceğinden, bu işletmenin kazancı kurumlar vergisinden müstesna değildir. Bu nedenle, lokal işletmesinin faaliyetlerinden sağlanan kazançlar hesap dönemini izleyen dördüncü ay içinde kurumlar vergisi beyannamesi ile vergi dairesine beyan edilecek ve hesaplanan vergi kanuni süre içinde ödenecektir. Beyan üzirnden tahakkuk ettirilen vergiden sonra kalan net miktar ise işletmenin ait veya bağlı olduğu vakfa gelir olarak aktarılacaktır.

Diğer taraftan, eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma - geliştirme konularında faaliyet gösterenler dahil Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait bütün iktisadi işletmelerin asgari kurumlar vergisi uygulamasına tabi olacağı açıktır.

3. Vakıfların İştiraki Bulunan Kurumların Kazançlarına İlişkin İstisna

Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 17 numaralı bendinde 3824 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, kurumların safi kazancından, gelirlerinin tamamını amaç larına tahsis eden ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara sermayeye iştirak nispetinde isabet eden kısmın % 30'unun vergiden müstesna tutulmasına ilişkin hüküm, bent metninden çıkartılmıştır.

Buna göre, Bakanlar Kurulu karaı ile vergi muafiyet tanınan vakıfların iştirak ettikleri kurumların safi kazancının, bu vakıflara sermayeye iştirakleri nispetinde düşen kısmın tamamı kurumlar vergisine tabidir. Dolayısıyla, 3824 sayılı Kanunun geçerli olduğu 1.1.1992 tarihinden sonra elde edilen bu tür kazançlar için herhangi bir istisna uygulanmayacaktır.

4. Yeminli Mali Müşavirlerce Yapılacak İncelemeler

Bakanlar Kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakfların yıllık faaliyetleriyle ilgili kesin bütçe, bilanço ve gelir-gider cetvelleri, 3 seri numaralı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinin (D) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde Yeminli Mali Müşavirlerce incelenerek tasdik edilmekte, ayrıca, bu vakıfların o yıl içinde vergi muafiyeti şartlarını koruyup korumadıklarının belirlenmesi bakımından tasdik raporu düzenlenmektedir.

Yeminli Mali Müşavirler, Bakanlar Kurulu kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıfların hesap ve faaliyetleri üzerindeki incelemeleri sonrası düzenlenecek tasdik raporlarında, bu vakıfları, sahip oldukları işletmelerin durumlarını da açıklığa kavuşturacaklardır. Bu çerçevede, tasdik raporlarında, vakfın sahip olduğu işletmenin kazancının kurumlar vergisi karşısındaki durumunun belirlenebilmesi bakımından, işletmenin eğitim, sağlık, kültür ve bilimsel araştırma-geliştirme konularında faaliyet gösteren bir işletme olup olmadığını belirleyici açıklamalara yer verilecektir. Bu arada vakıflara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin de inceleneceği tabiidir.

5. Derneklerin Kurumlar Vergisi Karşısındaki Durumu

5422 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre Dernekler tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Ancak, bunlara ait iktisadi işletmeler aynı maddenin (D) bendinde kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmıştır.

Buna göre, derneklerin tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmamaları, bunların iktisadi işletmelerinin de sözü edilen verginin mükellefi olmayacağı anlamına gelmemektedir.

Diğer taraftan, Bakanlar Kurulu kararı ile kamuya yararlı sayılan derneklerin İktisadi işletmeleri (Kurumlar Vergisi Kanununun 7/7 nci maddesine göre vergi muafiyeti verilenler hariç) kurumlar vergisi mükellefidirler. Dolayısıyla, derneklerin sahip oldukları iktisadi işletmelerinin kurumlar vergisi ile ilgili bütün yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir.

Tebliğ olunur.

(gtara)