| TÜRK VERGİ KANUNLARI'2004 |
Kurumlar Vergisi Tebliğleri
Resmi Gazete No 23212
IV - Halka Açık Anonim Şirket Tanımı
V - Dernek Ve Vakıfların Gayrimenkul Kira Gelirlerinde Tevkifat
VII - Yabancı Kurumlara Ait İştirak Hisselerinin Elden Çıkarılması Halinde Maliyet Bedeli Artırımı
Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler, mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları, kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar payları ile özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar payları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddelerine göre yapılmakta olan tevkifat oranları 29 Aralık 1996 tarih ve 22862 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 20 Aralık 1996 tarih ve 96/8955 sayılı Kararname eki Karar ve 1 Şubat 1997 tarih ve 22895 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10 Ocak 1997 tarih ve 97/90027 sayılı Kararnamenin eki Karar ile yeniden düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler çerçevesinde yapılacak tevkifat uygulaması ile diğer bazı konulara ilişkin tereddütlerin giderilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
A - Tevkifata Tabi Gelir Unsurları ve Tevkifat Oranı:
96/8955 ve 97/9027 sayılı Kararnameler eki Kararlar ile;
1. a) Devlet tahvili faizlerinden,
b) Hazine bonosu faizlerinden,
c) Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetlere sağlanan gelirlerden,
d) Nama yazılı tahvil faizlerinden,
e) Hamiline yazılı tahvil faizlerinden,
f) Diğerlerinden,
% 12 oranında gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Söz konusu tevkifat oranı 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren ihraç edilen menkul kıymetlerin gelirlerine uygulanacaktır. Bilindiği üzere Devlet tahvili, Hazine bonosu faizleri ve Toplu Konut İdaresi ile Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetlere sağlanan gelirlere daha önce 0 (sıfır) olarak uygulanan tevkifat oranı, 30 Eylül 1996 tarih ve 96/8635 sayılı Kararnamenin eki Karar ile % 10 olarak tespit edilmişti. Buna göre 1 Kasım 1996-31 Aralık 1996 tarihleri arasında ihraç edilen bu menkul kıymetlere ait gelirlere, itfa tarihine bakılmaksızın % 10 oranı uygulanacaktır.
Menkul kıymetlerin vadesinden önce elden çıkarılması durumunda sağlanan gelirlerden, hiç bir şekilde gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak, dolayısıyla tevkifat menkul kıymetlerin itfası sırasında sağlanan gelirlerden yapılacaktır.
2. a) Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizler ile özel finans kurumlarınca döviz katılma hesaplarına ödenen kar paylarından,
b) Nama yazılı mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden,
c) Hamiline yazılı mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden,
d) Diğerlerinden,
% 12 oranında gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Yeni tevkifat oranları, 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren açılan veya vadesi bu tarihten sonra yenilenen hesaplara ödenecek faizler ve kar payları ile bu tarihten sonra vadesiz hesaplara ödenecek faizler ve kar payları hakkında uygulanacaktır.
3. a) Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar paylarından,
b) Kar ve zarar oıtaklığı belgesi karşılığı ödenen kar paylarından,
c) Özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından,
% 12 oranında gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Bu oranlar, 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren açılan veya vadesi bu tarihten sonra yenilenen hesaplara ödenecek kar payları ile bu tarihten sonra vadesiz hesaplara ödenecek kar payları hakkında uygulanacaktır.
Öte yandan, 18 Ağustos 1994 tarih ve 94/6007 sayılı Kararnamenin eki Karar ile dar mükellefiyete tabi kurumların T.C. Merkez Bankası ve Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketlerince çıkarılan ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 5 numaralı bendinde yer alan menkul kıymetlerden sağladıkları gelirlerden yapılacak tevkifat oranı "0" sıfır olarak belirlenmişti. 30 Eylül 1996 tarih ve 96/8638 sayılı Kararnamenin eki Karar ile değişik 93/5147 sayılı Kararnamenin eki Kararın 1 inci maddesinin 5 numaralı bendinin (b) alt bendi yeniden düzenlenerek TC. Merkez Bankası ve Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketlerince çıkarılan ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 5 numaralı bendinde yer alan menkul kıymetlerden elde edilen gelirler bu bent kapsamından çıkartılmıştır. Yapılan bu düzenleme sonucunda dar mükellefiyete tabi kurumların bu tür menkul kıymetlerden elde ettikleri faiz ve benzeri gelirler, 30 Aralık 1993 tarihli ve 93/5147 sayılı Kararnamenin eki Kararın I inci maddesinin 5 numaralı bendinin (c), (d) ve (e) alt bentleri gereğince ve 96/8638 ve 97/9027 sayılı Kararnamelerin eki Kararlarda belirlenen oranlarda tevkifata tabi tutulacaktır.
Yukarıda belirtilen menkul sermaye iratları üzerinden sorumlularca % 12 oranında yapılacak gelir vergisi kesintisinden ayrı olarak söz konusu vergiler üzerinden 25 Haziran 1992 tarih ve 3824 sayılı Kanun ile 95/6428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca % 10 oranında fon payı hesaplanması gerekmektedir.
B) Döviz Cinsinden Yahut Dövize, Altına veya Baska Bir Değere Endeksli Olarak İhraç Edilen Menkul Kıymetlere İlişkin Menkul Sermaye İratlarında Tevkifat:
Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan menkul kıymetlerin, döviz cinsinden ihraç edilmesi ve bunların itfası sırasında anaparanın yine döviz cinsinden ödenmesi halinde, döviz kurundaki değişim nedeniyle anaparada meydana gelen değer artışı üzerinden tevkifat yapılması söz konusu değildir. Vergi tevkifatı sadece faiz tutarı üzerinden yapılacaktır. Döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerin faizlerinin itfa tarihinden önce belli dönemler itibariyle ödenmesi halinde de sadece bu faiz tutarının tevkifata tabi olacağı, ayrıca kur farkı üzerinden tevkifat yapılmayacağı açıktır.
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen menkul kıymetlerin dövize, altına, enflasyona veya başka bir değere endeksli olarak ihraç edilmesi halinde, itfa tarihinde menkul kıymet sahibine faiz ve anapara olarak ödenen tutar ile menkul kıymetin ihraç bedeli arasındaki tutar tevkifat matrahını oluşturacaktır.
Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli olarak çıkartılan menkul kıymetlerin, faizini temsil eden kuponlarının menkul kıymetten ayrı olarak alım satıma konu olması halinde, faiz kuponlarının itfası sırasında ödenen bedelin tamamı tevkitâta tabi tutulacak, menkul kıymetin itfası sırasında geri ödenen anapara tutarı ise tevkifata tabi olmayacaktır.
C - Devlet Tahvili, Hazine Bonosu Faizleri İle Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresince Çıkarılan Menkul Kıymetlere İlişkin Gelirlerin Kurumlar Vergisine Tabi Olmayanlara veya Muaf Olanlara Yönelmesi Halinde Tevkifat Uygulaması:
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 7 numaralı bendi hükmüne göre Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetlere ilişkin gelirler ile Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde sayılan diğer menkul kıymetlere ilişkin gelirlerin kurumlar vergisine tabi olmayan veya muaf olan kurumlarca elde edilmesi halinde, bu iratların gelir vergisi tevkifatına tabi olmadığı açıktır. Ancak, bu tevkifatın yapılmaması için, kurumlar vergisinden muaf olan kurumların bu durumlarını tevsik etmeleri ve menkul kıymetlerin kendilerine ait olduğunu tevkifat yapmakla yükümlü olanlara yazılı olarak beyan etmeleri gerekmektedir
Öte yandan, dernek ve vakıfların iktisadi işletmelerine ait menkul kıymetlerin faiz ve gelirleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Dernek veya vakıfların, menkul kıymetlerin iktisadi işletmelerine ait olmadığını yazılı olarak beyan etmeleri halinde ise tevkitat yapılmayacaktır
D - Devlet Tahvili, Hazine Bonosu Faizleri ve Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlıklarınca Çıkarılan Menkul Kıymetlere Sağlanan Gelirler Üzerinden Kesilen Vergilerin Mahsubu
Devlet tahvili faizleri, Hazine bonosu faizleri ve Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlıklarınca çıkarılan menkul kıymetlere ilişkin gelirlerin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilen gelire dahil edilmesi halinde, bu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddeleri gereğince tevkif edilen gelir veya kurumlar vergisinin, Gelir Vergisi Kanununun 121 inci ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddesine göre beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilmesi gerekmektedir.
Buna göre, menkul kıymetleri itfa tarihinde elinde bulunduranlar, kendilerine yapılan ödemelerden kesilen vergilerin tamamını, Gelir Vergisi Kanununun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddelerine göre mahsup edeceklerdir. 46 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalardan yukarıdakilere aykırı olanlar uygulanmayacaktır.
II - MENKUL KIYMET YATIRIM FONLARI VE YATIRIM ORTAKLIKLARININ PORTFÖY İŞLETMECİLİĞİNDEN DOĞAN KAZANÇLARINlN VERGİLENDİRİLMESİ:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 4/a bendi uyarınca portföyünün en az % 25'i hisse senetlerinden oluşan (A) tipi menkul kıymet yatırım fonları ile aynı nitelikteki yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.
44 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin II nci bölümünün 1 inci maddesinde % 25 hisse senedi bulundurma şartının yılın tamamında ve her gün itibariyle aranacağı ifade edilmiştir.
Sermaye Piyasası Kurulu, Seri VII No:8 Tebliği ile daha önce yaptığı (A) tipi fon tanımını değiştirerek devamlı olarak % 25 hisse senedi bulundurma şartının aylık ağırlıklı ortalama bazda aranacağını belirtmiştir.
Buna göre, Sermaye Piyasası Kurulunca yapılan değişikliğe uygun olarak kurumlar vergisi uygulamasında da % 25 hisse senedi bulundurma şartı aylık ağırlıklı ortalama bazda aranacaktır. Dolayısıyla, herhangi bir ayda bu şarta uyulmaması halinde, yılın tamamında şartın gerçekleşmemiş olduğu kabul edilecektir.
III - DAR MÜKELLEF YATlRIM FON VEYA ORTAKLIKLARININ PORTFÖY İŞLETMECİLİĞİNDEN DOĞAN KAZANÇLARINA İLİŞKİN İSTİSNA UYGULAMASI:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8 nci maddesinin 4 numaralı bendi uyarınca, menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisna tam mükellef yatırım fon ve ortaklıklarının yanısıra, aynı mahiyetteki dar mükellef yatırım fon ve ortaklıklarının Türkiye'de bir iş yeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde ettikleri portföy işletmeciliği kazançlarına da uygulanmaktadır. Dar mükellef yatırım fon ve ortaklıklarının istisnadan yararlanma şartları, Sermaye Piyasası Kurulunun 18 Kasım 1993 tarih ve 21762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan I Numaralı Sirkülerindeki tanıma uygun olarak, 19 Kasım 1993 tarih ve 21763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 45 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştır.
Dar mükellef kurumların Türkiye'de elde edilen portföy işletmeciliği kazançlarının kurumlar vergisinden istisna edilebilmesi için, bu kazançların bir iş yerinde veya daimi temsilci vasıtasıyla elde edilmesi şarttır. Bu kurumların, Türkiye'de bir iş yerlerinin veya daimi temsilcilerinin bulunmadığı durumda, 4 Kasım 1993 tarih ve 21748 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 44 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde de belirtildiği üzere, menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazaçlarının "portföy işletmeciliğinden doğan kazanç" olarak addedilmesi ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, 27 Mart 1994 tarih ve 21887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 47 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde, saklama banka veya şirketlerinin bir "saklama sözleşmesi" çerçevesinde Türkiye'de menkul kıymet alım satımı yapan dar mükellef yatırım fon veya ortaklıkları adına gerçekleştirdikleri işlemler bakımından bunların daimi temsilcisi sayılacakları belirtilmiştir. Türkiye'de saklama bankası veya şirketi bulunmayan dar mükellef kurumun Türkiye'de bir başka gerçek veya tüzel kişiyi daimi temsilci olarak ataması (veya böyle bir atama yapılmamış olmakla birlikte kurum ile bu kişi arasındaki ilişkinin daimi temsilcilik ilişkisini ortaya çıkarması) durumunda, dar mükellef kurum adına yaptıkları işler bakımından bunların daimi temsilci sayılacağı tabiidir.
Yatırım fon veya ortaklıklarına kazancı sağlayanların, bu kazancı vergiye tabi tutmamaları için kazancın Türkiye'de bulunan bir iş yeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde edildiğini, yatırımcının yazılı beyanı ve daimi temsilcinin de bunu yazılı olarak teyid etmesi veya benzeri şekilde tespit etmeleri gerekmektedir. Aksi halde, dar mükellef yatırım fon veya ortaklığına sağlanan kazanç, 44 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar uyarınca Türkiye'de elde edilmiş değer artış kazancı olarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.
Diğer taraftan, yabancı fon veya ortaklıkların portföy yönetimleri genellikle bunlar adına yabancı portföy yönetim şirketleri tarafından yerine getirilmektedir. Bu gibi hallerde, yabancı fon veya ortaklık, adlarına hareket eden portföy yönetim şirketleri vasıtasıyla Türkiye'de menkul kıymet alım satımı yapmakta ve portföy işletmeciliği kazancı elde etmektedir. Buna göre, portföy yönetim şirketlerinin Türkiye'de bir iş yerinin veya daimi temsilcisinin bulunması halinde, portföylerini yönettikleri yabancı fon ve ortaklıkların Türkiye'de elde ettikleri portföy kazançları, Kurumlar Vergisi Kanununun 8'inci maddesinin 4 numaralı bendi uyarınca kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Ancak; kazancın bir iş yeri vasıtasıyla elde edildiği durumda portföy yönetim şirketlerinin, diğer hallerde bunlar adına hareket eden daimi temsilcilerin muhasebe, hesap ve işlemlerini her bir yatırım fon veya ortaklık itibariyle ayrı ayrı izlemeye ve fon veya ortalığın portföylerinin en az % 25'inin hisse senetlerinden oluşup oluşmadığının tespitine imkan verecek şekilde tutmaları gerekmektedir.
IV - HALKA AÇIK ANONİM ŞİRKET TANIMI:
Halka açık anonim şirket tanımı, Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin son fıkrasında yer almakta olup buna ilişkin açıklamalar 47 ve 50 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğlerinde yapılmıştır. 47 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin II. bölümünde Kanunda yer alan nominal sermayenin en az % 15'inin hisse senetleri yoluyla halka arzedilmesi şartının hesap döneminin tamamı süresince aranacağı, hesap dönemi içinde bu şartı kaybeden veya kazanan kurumların bu vergilendirme dönemi için halka açık anonim şirket niteliğinde sayılmayacağı ifade edilmiştir. Konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda, halka açık şirket sayılma bakımından nominal sermayenin en az % 15'inin halka arzedilmesi şartının hesap döneminin sonu itibariyle gerçekleşmesi yeterli bulunmuştur.
Öte yandan, 50 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin V-A/3-a bölümünde Sermaye Piyasası Kanununa göre halka açık sayılan anonim şirketlerin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları uygulaması açısından da halka açık anonim şirket sayılabilmesi için halka arzedilen hisse senetlerinin şirketin nominal sermayesine oranının en az % 15 ve bunların da gerçek kişilere ait olması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve Sermaye Piyasası Kanunu uygulamalan dikkate alınarak hisse senetlerinin en az % 15'inin halka arz edilmesi yeterli bulunmuş olup halka arz edilen hisse senetlerinin gerçek veya tüzel kişilere ait olup olmamasının önemi bulunmamaktadır.
V - DERNEK VE VAKIFLARIN GAYRİMENKUL KİRA GELİRLERİNDE TEVKİFAT:
Gelir Vergisi Kanununun 3946 sayılı Kanunla değişik 94 üncü maddesinin 5/b bendine göre vakıflar ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Tevkifat oranı 95/6429 sayılı Kararnamenin eki Karar ile % 20 olarak tespit edilmiştir.
Bu tevkitâtın yapılması bakımından kendisine kira ödemesinde bulunulan derneğin kamuya yararlı dernek veya vakfın Bakanlar Kurulunca vergi muafıyeti tanınmış vakıf olması önem arz etmemektedir. Başka bir deyişle hiç bir ayırım yapılmaksızın tüm dernek ve vakıflara ödenen kira bedellerinden bu tevkifatın yapılması gerekmektedir.
Ancak, özel kanunlarında gelir veya kurumlar vergisine ilişkin istisna veya muafiyet hükümleri bulunan dernek ve vakıflara yapılan ödemelerden tevkifat yapılmayacağı açıktır.
Dernek ve vakıfların gayrimenkul kira gelirlerinde tevkifat uygulaması ile ilgili açıklamaların yapıldığı 47 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin VI/2 bölümü yürürlükten kaldırılmıştır.
VI - ÜRETİM TESİSLERİNİN VE BU TESİSLERE İLİŞKİN GAYRİMENKULLERİN TEŞVİK BELGELİ YATIRIM YAPMAK ÜZERE KURULACAK BİR ŞİRKETE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASI HALİNDE İSTİSNA UYGULAMASI:
Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 23 üncü maddesinin (a) bendinin birinci paragrafında, iştirak hisselerinin veya gayrimenkullerin satışından doğan kazancın, maddede yer alan şartlarla vergiden istisna olduğu belirtilmiş; aynı bendin ikinci paragrafında ise söz konusu istisnanın üretim tesislerinin ve bu tesislere ilişkin gayrimenkullerin tamamının veya bir kısmının, teşvik belgeli yatırım yapmak üzere kurulacak olan bir sermaye şirketine veya yeni kurulacak yabancı ortaklı bir anonim şirkete ayni sermaye olarak konulması halinde de uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu maddenin (a) bendinin dördüncü paragrafında kurumların iki tam yıl süreyle aktifinde yer almayan iştirak hisselerinin veya gayrimenkullerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir. Burada belirlenen iki yıl aktifte yer alma şartı, sadece iştirak hisseleri ve gayrimenkuller için geçerli olup üretim tesislerinin yukarıda belirtilen şekilde ayni sermaye olarak konulması halinde, bu tesislerin iki tam yıl süre ile aktifte yer alması şartı bulunmamaktadır
VII - YABANCI KURUMLARA AİT İŞTİRAK HİSSELERİNİN ELDEN ÇlKARILMAS1 HALİNDE MALİYET BEDELİ ARTIRIMI:
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesi ile mükelleflerin iktisap tarihinden itibaren iki yıl süre ile işletmelerinde kayıtlı bulunan iştirak hisselerini elden çıkarmaları halinde bunların maliyet bedelinin, iktisap edildiği ve elden çıkartıldığı yıllar hariç olmak üzere, her takvim yılı için Vergi Usul Kanununa göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak kazancın tespitinde dikkate alınacağı hükme başlanmış, konu ile ilgili olarak 49 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır
Söz kunusu Genel Tebliğin 1/a bölümünde Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde yer alan iştirak hissesi deyiminin, menkul kıymetler portföyüne dahil tam mükellef kurumlara ait hisse senetleri ile ortaklık paylarını ifade ettiği belirtilmiştir. Bahsedilen maddede iştirak hissesinin tam mükellef kurumlara ait olması zorunluluğu bulunmadığından, tam mükellef kurumlara yanısıra yabancı kurumlara ait iştirak hisselerinin elden çıkarılması halinde de bunların maliyet bedelinin yukarıda ifade edildiği şekilde artırılarak kazancın tespitinde dikkate alınması gerekir.
Tebliğ olunur.