Türk Ticaret Kanunu
TÜRK TİCARET KANUNU
Kanun No: 6762 - Kabul Tarihi: 29.06.1956
(09.07.1956 Tarih ve 9353 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır)
Sonraki
                                BAŞLANGIÇ
 
     A) Kanunun tatbik sahası :
     I - Ticari hükümler :
     Madde 1 - Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir
cüzüdür. Bu kanundaki hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika yahut
ticari şekilde işletilen her hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele,
fiil ve işlere dair diğer kanunlarda  yazılı hususi hükümler, ticari  
hükümlerdir.
     Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme,
ticari örf ve âdete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir.
 
     II - Ticari örf ve âdet :
     Madde 2 - Kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve
âdet olarak kabul edildiği tesbit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu
kadar ki; irade beyanlarının tefsirinde teamüllerin dahi nazara
alınması esası mahfuzdur.
     Bir bölgeye veya bir ticaret şubesine mahsus olan ticari örf ve
âdetler umumi olanlara tercih olunur. İlgililer aynı bölgede
bulunmadıkları takdirde, kanun veya mukavelede aksine hüküm olmadıkça,
ifa yerindeki ticari örf ve âdet tatbik olunur.
     Tacir sıfatını haiz olmıyanlar hakkında ticarî örf ve âdet, ancak
onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde tatbik
olunur.
 
     III - Ticari işler :
     Madde 3 - Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya
fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi
ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir.
 
     IV - Ticari dâvalar ve delilleri:
     1. Umumi olarak :
  Madde 4 - 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf
için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk dâvaları ile tarafların
tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın:
     1. Bu kanunda;
     2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar
hakkındaki 876 ilâ 883 üncü maddelerinde;
     3. Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya diğeriyle
birleştirilmesi hakkındaki 179 ve 180, rekabet memnuiyetine dair 348 ve
352, neşir mukavelesi hakkındaki 372 ilâ 385, itibar mektubu ve itibar
emri hakkındaki 399 ilâ 403, komüsyona dair 416 ilâ 429, ticari
mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki 449 ilâ 456, havale
hakkındaki 457 ilâ 462, vedia hakkındaki 463 ilâ 482 nci maddelerinde;
     4. Alâmeti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik
mevzuatta;
     5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler
hakkındaki hususi hükümlerde;
     6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan
hususlardan doğan hukuk dâvaları ticari dâva sayılır. Şu kadar ki; her
hangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyen havale, vedia ve telif
hakkından doğan dâvalar bundan müstesnadır.
     Ticari dâvalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine tabidir.
     İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek 
Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü 
Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye 
derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. 
Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından
belirlenir. 
     
     2. Ticaret mahkemelerinin iş sahası:
     Madde 5 - Aksine hüküm olmadıkça, dâva olunan şeyin değerine göre
asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari dâvalara dahi bakmakla
vazifelidir.
     Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk
mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi
hükmünce ticari sayılan dâvalarla hususi hükümler uyarınca ticaret
mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.
     İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına
tabi olmıyan işler hariç olmak üzere, bir dâvanın ticari veya hukuki
mahiyeti itibariyle mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız
iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabilir. İtiraz vârit
görüldüğü takdirde dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu mahkeme dâvaya
bakmaya mecburdur; ancak, dâvanın mahiyetine göre tatbiki gerekli usul
ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir dâvanın hukuk mahkemesi,
ticari olmıyan bir dâvanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi
hükmün bozulması için yalnız başına kâfi bir sebep teşkil etmez.
     Vazifesizlik sebebiyle dâva dilekçesinin reddi halinde yapılacak
muamelelere ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri,
iş sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.
 
     B) Çeşitli hükümler :
     I - Müruruzaman :
     Madde 6 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan
kanunlarla tâyin olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile
değiştirilemez.
 
     II - Teselsül karînesi :
     Madde 7 - İki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri veya
hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısiyle diğer bir kimseye
karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi
kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen mesul sayılırlar.
     Ticari borçlara kefalet halinde, gerek asıl borçlu ile kefil ve
gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyledir.
 
     III - Ticari işlerde faiz :
     1. Mukavele serbestisi :
     Madde 8 - Ticari işlerde faiz miktarı serbestçe tâyin olunabilir.
     Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin ana paraya eklenerek birlikte
tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla borçlu bakımından
ticari iş mahiyetini haiz olan karz akitlerinde muteberdir.
     Ödünç para verme işleri, bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım
kredi kooperatifleri hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
 
     2.  Kanuni faiz miktarı ve ticari temerrüt faizi :
  Madde 9 - Ticari işlerde faiz miktarı hakkında Borçlar Kanununun
72 nci maddesi caridir. Şu kadar ki; faizin işlemeye başladığı tarihte
ödeme yerinde benzer muameleler için daha yüksek bir faiz ödenmekte ise
bu faiz miktarı esas tutulur. 8 inci madde hükmü mahfuzdur.
     Ticari işlerde temerrüt faizi yıllık yüzde ondur.
    3. Faizin başlangıcı :
    Madde 10 - Aksine mukavele yoksa, ticari bir borcun faizi, vâdenin
bitiminden ve belli bir vâde yoksa ihtar gününden itibaren işlemiye
başlar.
 
                             BİRiNCİ  KİTAP
                             Ticari işletme
 
                              BİRİNCİ FASIL
                                  Tacir
 
     A) Ticari işletme :
     I - Umumi olarak :
  Madde 11 - Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen
diğer müesseseler, ticari işletme  sayılır.
     Tesisat, kiracılık hakkı, ticaret unvanı ve diğer adlar, ihtira
beratları ve markalar, bir sanata mütaallik veya bir şahsa ait model ve
resimler gibi bir müessesenin işletilmesi için daimî bir tarzda tahsis
olunan unsurlar, mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça, ticari işletmeye
dâhil sayılır.
     II - Ticarethane ve fabrika :
     Madde 12 - Aşağıda yazılı veya mahiyetçe bunlara  benziyen
işlerle  uğraşmak üzere kurulan müesseseler, ticarethane sayılır :
     1. Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere tedariki ve
bunların aynen veya başka bir şekle sokularak satılması yahut kiraya
verilmesi;
     2. Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların satılması;
     3. Her çeşit imal veya inşa;
     4. Madencilik;
     5. Matbaacılık, gazetecilik ve kitapçılık, yayın, ilân ve
istihbarat;
     6. Tiyatro, sinema, otel, han ve lokanta gibi umumi mahaller,
hususi mektep ve hastane ve açık satış yerlerinin işletilmesi;
     7. Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi;
     8. Borsa ve kambiyo işleri, sarraflık, bankacılık;
     9. İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık;
     10. Kara, deniz ve havada, nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak;
     11. Su, gaz ve elektrik dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme
ve yayın;
     12. Acentelik, tellâllık, komüsyonculuk ve sair bütün tavassut
işleri.
     Fabrikacılık, ham madde veya diğer malların makine yahut sair
teknik vasıtalarla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda
getirilmesidir.
 
     III - Ticari şekilde işletilen diğer müesseseler:
     Madde 13 - Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin
işlerinin hacım ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona
ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu
müessese de ticari işletme sayılır :
     1. Bir toprak sahibinin veya çiftçinin, mahsullerini olduğu gibi
veya zirai sanatı dolayısiyle bir tezgâhta şeklini değiştirerek satması;
     2. Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat gerek
işçi çalıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi ve bu
eserleri satması.
     Bu hüküm, işlerinin mahiyetine göre, 12 nci madde gereğince
ticarethane veya fabrika olarak vasıflandırılamıyan diğer müesseseler
hakkında da tatbik olunur.
 
     B) Tacir :
     I. Hakiki şahıslar :
     1. Umumi olarak :
     Madde 14 - Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına
işleten kimseye tacir denir.
     Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve
sair ilân vasıtalariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret
siciline kaydettirerek keyfiyeti ilân etmiş olan kimse fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır.
     Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister âdi bir
şirket veya her ne suretle olursa olsun hukukan var sayılmıyan diğer
bir şirket adına (Ortak sıfatiyle) muamelelerde bulunan kimse,
hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur.
 
     2. Küçük ve mahcurlar:
     Madde 15 - Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına
işleten veli ve vasi, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene
aittir. Şu kadar ki; kanuni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir
gibi mesul olur.
 
     3.  Ticaretten menedilenler :
     Madde 16 - Şahsi halleri veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut
meslek ve vazifeleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa aykırı
olarak veyahut başka bir şahsın iznine veya resmi bir makamın ruhsatına
lüzum olup da izin veya ruhsatname almadan bir ticari işletmeyi işleten
kimse de tacir sayılır.
     Bu hareketin doğurduğu hukuki, inzıbati ve cezai mesuliyet
mahfuzdur.
                       
     4. Esnaf :
     Madde 17 - İster gezici olsunlar, ister bir dükkânda veya bir
sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdî
sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak
geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri
tacir değildirler. Şu kadar ki; tacirlere mahsus hükümlerden bu kanunun
22 ve 55 inci maddeleriyle Medeni Kanunun 864 üncü maddesinin ikinci
fıkrası hükümleri bunlar hakkında da tatbik olunur.
 
     II - Hükmi şahıslar :
     Madde 18 - Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir
işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi
hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek
üzere devlet, vilâyet, belediye gibi âmme hükmî şahısları tarafından  
kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.
     Devlet, vilâyet ve belediye gibi âmme hükmî şahısları ile umumi
menfaate hadim cemiyetler, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya,
ister âmme hukuku hükümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi
şahıs eliyle işletsinler kendileri tacir sayılamazlar.
 
     III - Donatma iştiraki:
     Madde 19 - Tacirlere dair olan hükümler donatma iştiraki hakkında
da tatbik olunur.
 
     C) Tacir olmanın hükümleri :
     I - Umumi olarak :
     Madde 20 - Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflâsa tabi
oldukları gibi, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı
seçmeye ve kullanmaya, işletmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve
ticari defterler tutmaya mecburdurlar.
     Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş
adamı gibi hareket etmesi lâzımdır.
     Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi
fesih yahut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların
muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir
mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.
     Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler mahfuzdur.
 
     II . Hususi olarak :
     1. Ticaret karinesi:
     Madde 21 - Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Şu kadar
ki; hakikî şahıs olan bir tacir, muameleyi yaptığı anda bunun ticari
işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya
muamele, fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı müsait
bulunmadığı takdirde borç âdi sayılır.
     Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan
mukaveleler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, diğeri için de ticari iş
sayılır.
 
     2. Ücret isteme hakkı :
     Madde 22 - Tacir olan veya olmıyan bir kimseye, ticari
işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir
ücret istiyebilir. Bundan başka, verdiği avanslar veya yaptığı
masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.
 
     3. Fatura ve teyit mektubu :
     Madde 23 - Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal  etmiş
veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden,
diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise
bunun da faturada gösterilmesini istiyebilir.
     Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde
münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş
sayılır.
     Şifahen, telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya  
beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse, aldığı
tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit
mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş
sayılır.
 
     4. Ücret ve cezanın tenkisi :
     Madde 24 - Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Borçlar Kanununun 104
üncü maddesinin 2 nci fıkrasiyle 161 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında
ve 409 uncu maddesinde yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasiyle bir  
ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden istiyemez.
 
     5. Ticari satış ve trampa :
     Madde 25 - Aşağıdaki hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle,
tacirler arasındaki ticari satış ve trampalarda dahi Borçlar Kanununun
satış ve trampa hakkındaki hükümleri tatbik olunur.
     1. Mukavelenin mahiyetine, tarafların maksadına veya emtianın
cinsine göre satış mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu
şartların mevcut olmamasına rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi,
ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul etmişse, mukavelenin yerine
getirilmemesi yüzünden alıcının haiz olduğu haklar yalnız teslim
edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.
     2. Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin
verilmesini mahkemeden istiyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma
yoluyla veya bu işe memur edilen bir kimse marifetiyle yapılmasına
karar verir. Satıcı talebederse satışa memur edilen kimse, satışa
çıkarılacak emtianın vasıflarını bir ekspere tespit ettirir. Satış
masrafları satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının
takas hakkı mahfuz kalmak şartiyle, satıcı tarafından alıcı namına bir
bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere tevdi olunur ve keyfiyet
hemen alıcıya bildirilir.
     3. Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı
iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli
değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene
etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu
ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde
satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde Borçlar Kanununun 198
inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.
     4. Borçlar Kanununun 207 nci maddesindeki müruruzaman müddeti
tüccarlar arasındaki ticari satışlarda altı aydır. Şu kadar ki; bu
müddet azaltılabilir.
     5. Sif satış ve diğer deniz aşırı satışlar hakkındaki hususi
hükümler mahfuzdur.
 
                              İKİNCİ FASIL
                             Ticaret sicili
     A) Teşkilât :
     I - Umumi olarak :
  Madde 26 - Ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası bulunan
yerlerde bir ticaret sicili memurluğu kurulur. Oda olmayan veya yeterli
teşkilatı bulunmayan odaların olduğu yerlerde ticaret sicil işleri
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tesbit edilecek o il dahilindeki yeterli
teşkilata sahip odalardan birinin ticaret sicili memurluğu tarafından
yürütülür.
     492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınan ticaret sicili
harçlarının bütçeye gelir kaydedilen kısmının yarısı ilgili odaya gelir
kaydedilir.
     Ticaret sicili memurluğunun kurulmasında aranacak şartlar ile
odalar arasında sicil işlemleri konusunda gerekli işbirliğinin
sağlanmasına ilişkin esaslar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca
çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
     II - Yönetim :
  Madde 27 - Ticaret sicilinin yönetimi, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığının uygun görüşü alınarak ilgili oda meclisi tarafından atanan
bir sicil memuruna aittir. Sicil memurluğunun iş hacmine göre, aynı
usulle yeteri kadar yardımcı görevlendirilir.
     Ticaret sicili memuru ve yardımcıları ile diğer personeli,
görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Devlet memuru gibi cezalandırılır
ve bunlara karşı işlenmiş suçlar Devlet memurlarına karşı işlenmiş
sayılır.
     Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili memurluklarının
faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli tedbirleri almaya
yetkilidir. Ticaret sicili memurlukları, adıgeçen Bakanlıkça alınan
tedbir ve talimatlara uymakla yükümlüdür.
     III - Nizamname :
  Madde 28 - Ticaret sicili memurluğunun teşkilatı, sicil
defterlerinin nasıl tutulacağı, tescil mecburiyetinin nasıl yerine
getirileceği, sicil memurlarının kararlarına karşı itiraz yolları,
sicil memur ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak şartlar,
disiplin işleri ve bu hususla ilgili diğer esas ve usuller bir tüzükle
düzenlenir.
     B) Tescil :
     I - Şartları :
     1. Talep :
     Madde 29 - Tescil, talep üzerine yapılır. Şu kadar ki; res'en veya
ait olduğu makamın bildirmesi üzerine yapılacak tesciller hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
 
     2. İlgililer :
     Madde 30 - Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki
halefleri tarafından salâhiyetli sicil memurluğuna yapılır.
     Bir hususun tescilini istemiye birkaç kimse mecbur veya
salâhiyetli olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm olmadıkça, bunlardan
birinin talebi üzerine yapılan tescil, hepsi tarafından istenmiş
sayılır.
 
     3. Talebin şekli :
     Madde 31 - Tescil talebi dilekçe ile olur.
     Dilekçe sahibi hüviyetini ispata mecburdur. Dilekçedeki imza
noterlikçe tasdik edilmişse ayrıca hüviyeti ispata lüzum yoktur.
 
     4. Müddet :
     Madde 32 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça, tescili talep müddeti
on beş gündür.
     Bu müddet, tescile tabi hususun vukubulduğu, tamamlanması bir
senet veya vesikanın tanzimine bağlı olan hususlarda bu senet veya
vesikanın tanzim olunduğu tarihten başlar.
     Ticaret sicili memurluğunun salâhiyet çevresi dışında oturanlar
için bu müddet bir aydır.
 
     5. Değişiklikler :
     Madde 33 - Tescil edilmiş hususlarda vukubulacak her türlü
değişiklikler de tescil olunur.
     Tescilin dayandığı hâdise veya muameleler tamamen veya kısmen sona
erer veya ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da tamamen veya kısmen
silinir.
     Her iki halde 29, 30, 31 ve 32 nci maddelerin hükümleri caridir.
 
     II - Sicil memurunun vazifeleri :
     1. Tetkik vazifesi :
     Madde 34 - Sicil memuru tescil için aranılan kanuni şartların
mevcut olup olmadığını tetkikle mükelleftir.
     Hükmi şahısların tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin,
emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı
esasları ihtiva edip etmediği araştırılır.
     Tescil edilecek hususların hakikata uygun olması, üçüncü
şahıslarda yanlış bir fikir yaratacak mahiyette bulunmaması ve âmme
intizamına aykırı olmaması da şarttır.
     Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru
tarafından katî olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar, ilgililerin
talebi üzerine muvakkaten kaydolunur. Şu kadar ki; ilgililer üç ay
içinde mahkemeye müracaat ettikleri yahut aralarında anlaştıklarını
ispat etmezlerse muvakkat kayıt re'sen silinir. Mahkemeye müracaat
halinde katîleşmiş olan hükmün neticesine göre muamele yapılır.
 
     2. Tescile davet ve ceza :
     Madde 35 - Tescili mecburi olup da kanuni şekilde ve müddeti
içinde tescili istenmemiş olan veya 34 üncü maddenin 3 üncü
fıkrasındaki şartlara uymıyan bir hususu haber alan sicil memuru,
ilgilileri, tâyin edeceği münasip bir müddet içinde kanuni mecburiyeti
yerine getirmeye yahut o hususun tescilini gerekli kılan sebeplerin
bulunmadığını ispat etmeye davet eder.
     Memurca bildirilen müddet içinde tescil talebinde bulunmıyan ve
imtina sebeplerini de bildirmiyen kimse, sicil memurunun teklifi
üzerine, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli
Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla ikimilyon liradan kırkmilyon liraya
kadar para cezasına mahkûm edilir. 
     Müddeti içinde imtina sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi
evrak üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun mevcut
olduğu neticesine varırsa tescilini sicil memuruna emreder, aksi
takdirde memurun talebini reddeder. 
     Mahkemenin bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer
ve sicil memuru tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerince temyiz yoluna müracaat
edebilirler. Temyiz icrayı durdurur.
     İlgililerin para cezasına ait mahkûmiyet kararlarını temyiz
edebilmeleri için hükmolunan parayı mahkeme veznesine yatırmış veya
aynı miktarda teminat göstermiş olmaları şarttır.
     Bu maddeye göre hükmolunan para cezaları hapse çevrilmez.
     3. İtiraz :
     Madde 36 - İlgililer, vukubulacak tescil veya tadil yahut terkin
talepleri üzerine sicil memurluğunca verilecek kararlara karşı,
tebliğinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari
davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe ile itiraz
edebilirler. 
     Bu itiraz mahkemece evrak üzerinde incelenerek karara bağlanır. Şu
kadar ki; sicil memurunun kararı, üçüncü şahısların sicilde kayıtlı
bulunan hususlara mütaallik menfaatlerini ihlâl ettiği takdirde, itiraz
edenle üçüncü şahıs da dinlenir. Gelmezlerse evrak üzerine karar
verilir.
     Yukarıki maddenin 4 ncü fıkrası hükmü bu halde dahi tatbik olunur.
     III - Aleniyet :
     Madde 37 - Tescil muamelesinin dayandığı dilekçe, beyanname ve
bütün senet ve vesikalar ve ilânları havi gazeteler, üzerlerine sicil
defterinin tarih ve numaraları yazılmak suretiyle saklanır.
     Herkes ticaret sicilinin münderecatını ve dairede saklanan bütün
senet ve vesikaları tetkik edebileceği gibi bunların tasdikli
suretlerini de istiyebilir. Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına
dair tasdikname dahi istenebilir.
     İlâna tabi tescil ve kayıtlar, kanun veya nizamnamede aksine bir
hüküm bulunmadıkça aynen ilân olunur.
     İlân, hükümet merkezinde bütün Türkiye'ye ait sicil kayıtlarını
ilâna mahsus gazete ile yapılır.
 
     IV - Hükümleri :
     1. Tescilin üçüncü şahıslara tesiri :
     Madde 38 - Ticaret sicili kayıtları, nerede bulunurlarsa
bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın gazete ile ilân edildiği;
ilânın tamamı aynı nushada yayınlanmamış ise, son kısmının yayınlandığı
günü takibeden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. Bu günler, kaydın
ilânı tarihinden itibaren işlemeye başlıyacak olan müddetlere de
başlangıç olur.
     Bir hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında
hüküm ifade edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi
hükümler mahfuzdur.
 
     2. Sicille itimat :
     Madde 39 - Üçüncü şahısların, yukarıki madde gereğince kendilerine
karşı hüküm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik
iddiaları dinlenmez.
     Tescili lâzım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de
ilânı gerekirken ilân edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri
ispat edilmek şartiyle, üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.
 
     3. İlgililerin cezai ve hukuki mesuliyeti :
     Madde 40 - Tescil ve kayıt için suiniyetle hakikata aykırı beyanda
bulunanlar ceza mahkemesi tarafından ikimilyon liradan kırkmilyon
liraya kadar ağır para cezasına veya bir aydan altı aya kadar hapis
cezasına yahut bu cezaların ikisine birden mahkûm edilirler ve ayrıca
bir yıldan beş yıla kadar ticaret ve sanayi odalarına âza olabilmek ve
borsada muamele yapabilmek haklarından mahrumiyetlerine veya
borsalardan muvakkat olarak çıkarılmalarına karar verilir. Hakikata
aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları mahfuzdur. 
     Kayıtların 34 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki esaslara
uymadığını öğrendikleri halde düzeltilmesini istemiyenler ile tescil
olunan bir hususun değişmesi veya sona ermesi veyahut kaldırılması
dolayısiyle kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemiye veya
yeniden tescili icabeden bir hususu tescil ettirmeye mecbur olup da
bunu yapmıyanlar bu kusurları yüzünden üçüncü şahısların uğradıkları
zararları tazmin ile mükelleftirler.
                              ÜÇÜNCÜ FASIL
                      Ticaret unvanı ve işletme adı
 
     A) Ticaret unvanı :
     I - Kullanma mecburiyeti :
     1. Umumi olarak :
     Madde 41 - Her tacir, ticari işletmesine mütaallik muameleleri
ticaret unvaniyle yapmaya ve işletmesiyle ilgili senet ve sair evrakı
bu unvan altında imzalamaya mecburdur.
     Tescil olunan ticaret unvanının, ticari işletmenin giriş
cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine okunaklı
bir şekilde yazılması mecburidir.
 
     2. Tescil:
     Madde 42 - Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren
on beş gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını,
işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilân
ettirmeye mecburdur.
     Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı
imzayı notere tasdik ettirdikten sonra sicil memuruna tevdi etmiye
mecburdur. Tacir hükmi şahıs ise unvanla birlikte onun namına imzaya
salâhiyetli kimselerin imzaları da notere tasdik ettirilerek sicil
memuruna verilir.
     Merkezi Türkiye'de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de
bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilân olunur. Ticaret
unvanına ve imza örneklerine mütaallik yukarıki fıkraların hükümleri
bunlara da tatbik olunur. Kanunda aksine hüküm olmadıkça merkezin bağlı
olduğu sicile geçirilmiş olan kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile
de tescil olunur. Şu kadar ki; bu hususta şube sicil memurunun ayrı bir
inceleme mecburiyeti yoktur.
     Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin
Türkiye'deki şubeleri, kendi memleket kanunlarının ticaret unvanı
hakkındaki hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, yerli ticari işletmeler
gibi tescil olunur. Bu gibi şubeler için ikametgâhı Türkiye'de bulunan
tam salâhiyetli bir ticari mümessil tâyini mecburidir. Birden fazla
şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli
ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
     ...................................................... 
     II - Ticaret unvanının şekli :
     1. Hakikî Şahıslar :
     Madde 43 - Hakikî şahıs olan tacirin ticaret unvanı 48 inci
maddeye uygun olarak yapabileceği ilâveler ile kısaltılmadan yazılacak
ad ve soyadından terekkübeder.
     Ticaret unvanına aynı sicil dairesinde daha evvel tescil edilmiş
olan unvanlardan açıkça ayırdetmeye yarıyacak ilâvelerin yapılması
mecburidir. Başka bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan
aynı ad ve soyadını ihtiva eden bir ticaret unvanı sahibinin haksız
rekabetten doğan hakları mahfuzdur.
 
     2. Hükmi şahıslar :
     a) Kolektif ve komandit şirketler :
     Madde 44 - Kolektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya
hiç olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadiyle şirketi ve nevini
gösterecek bir ibareyi ihtiva eder.
     Âdi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret
unvanı, komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadiyle
şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva eder. Bu şirketlerin
ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve soyadlarının bulunması
yasaktır.
 
     b) Limited, anonim ve kooperatif şirketler :
     Madde 45 - Limited, anonim ve kooperatif şirketler, işletme mevzuu
gösterilmek ve 48 inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle ticaret
unvanlarını serbestçe seçebilirler.
     Şu kadar ki; ticaret unvanlarında; (Limited şirket.) (Anonim
şirket) ve (Kooperatif) kelimelerinin  bulunması şarttır. Bunların
ticaret unvanında hakikî bir şahsın ad veya soyadı bulunduğu takdirde
şirket nevini gösteren ibarelerin rumuzla veya kısaltılmış olarak
yazılmaları caiz değildir.
 
     c) Tacir sayılan diğer hükmi şahıslar ve donatma iştiraki:
     Madde 46 - Ticari işletmeye sahip olan dernek ve diğer hükmi
şahısların ticaret unvanları, adlarının aynıdır.
     Donatma iştirakinin ticaret unvanı, müşterek donatanlardan hiç
olmazsa birinin ad ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan
geminin adını ihtiva eder. Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret
unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare de bulunur.
 
     d) Müşterek hükümler :
     Madde 47 - Hükmi şahsın ticaret unvanında, hakikî bir şahsın ad
veya soyadı yer almış bulunursa, 43 üncü madde tatbik olunur.
     Bir hükmi şahsın ticaret unvanın Türkiye'nin her hangi bir sicil
dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan
ayırdedilmesi için gerekli olduğu takdirde, lüzumlu ilâvelerin
yapılması mecburidir.
 
     3. İlâveler :
     Madde 48 - Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti
yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin
meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut âmme
intizamına aykırı olmamak şartiyle her ticaret unvanına, işletmenin
mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini
belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilâveler yapılabilir.
     Tek başına ticaret yapan hakikî şahıslar ticaret unvanlarına bir
şirketin mevcut olduğu zannını uyandıracak ilâveler yapamazlar.
     (Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Millî) kelimeleri bir ticaret
unvanına ancak İcra Vekilleri Heyeti karariyle konabilir.
 
     4. Ticaret unvanının devamı :
     Madde 49 - Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret
unvanına dâhil bulunan adı kanunen değişir veya salâhiyetli makamlar
tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.
     Kolektif veya komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni
ortakların girmesi halinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu
gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret unvanına adı dâhil olan
bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek şirketin
devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu hususta
muvafakatlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi
bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı muvafakati
alınmak şartiyle şirket unvanında kalabilir.
 
     5. Şubeler :
     Madde 50 - Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını şube
olduğunu belirterek kullanmak mecburiyetindedir. Bu unvana şube ile
ilgili ilâvelerin yapılması caizdir.
     43 ve 47 nci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da tatbik
olunur.
     Merkezi yabancı memlekette bulunan bir işletmenin Türkiye'deki
şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve
şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
 
     6. Ticaret unvanının devri :
     Madde 51 - Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına
devredilemez.
     Bir işletmenin devri, aksi açıkca kabul edilmiş olmadıkça, unvanın
dahi devrini tazammun eder.
 
     III - Ticaret unvanının korunması:
     1. Esas:
     Madde 52 - Usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını
kullanmak hakkı, munhasıran sahibine aittir.
 
     2. İhbar ve ceza:
     Madde 53 - Bütün mahkemeler ve memurlar, ticaret ve sanayi odaları
ve noterler vazifelerini yaparken bir ticaret unvanının tescil
edilmediğini veya kanunun hükümlerine aykırı olarak tescil yahut
istimal edildiğini öğrenirlerse keyfiyeti salâhiyetli ticaret sicil
memuruna ve müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
     41 ilâ 48 ve 50 nci maddeler hükümlerine aykırı hareket edenler ve
51 inci maddeye muhalif olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan
ve kullanan kimseler, 40 ıncı maddenin birinci fıkrasındaki cezalara
mahkûm edilirler.
 
     3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları:
     Madde 54 - Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından
kullanılan kimse, bunun men'ini ve haksız kullanılan ticaret  unvanı
tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya
silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur halinde bunun da tazminini
istiyebilir.
     Mahkeme, dâvayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları
aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de
yayınlanmasına karar verebilir.
 
     B) İşletme adı :
     Madde 55 - İşletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya
işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırdetmek için kullanılan
adların da sahipleri tarafından tescil ettirilmesi lâzımdır. İşletme
adları hakkında dahi 28, 40, 43 fk 2, 52, 53 ve 54 üncü maddeler tatbik
olunur.
 
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                             Haksız rekabet
 
     A) Umumi olarak :
     I - Tarifi :
     Madde 56 - Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet
kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü
suistimalidir. 
     II - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı  hareketler:
     Madde 57 - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle
şunlardır :
     1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini,
faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz
yere incitici beyanlarla kötülemek;
     2. Başkasının ahlâkı veya malî iktidarı hakkında hakikata aykırı
malûmat vermek;
     3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti
veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek
veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle
rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek;
     4. Paye, şahadetname veya mükâfat almadığı halde bunlara sahip
imişçesine hareket ederek müstesna kabiliyete mâlik bulunduğu zannını
uyandırmaya çalışmak veya buna müsait olan yanlış unvan yahut meslekî
adlar kullanmak;
     5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret
işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait
bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak
kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa
meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma
vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu
bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka
her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;
     6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer
yardımcılarına, onları vazifelerini ıhlâle sevk etmek suretiyle
kendisine veya başkasına menfaatler sağlamak maksadiyle veya bu kabil
menfaatleri sağlamaya elverişli olacak surette, müstehak olmadıkları
menfaatler temin veya vâdetmek;
     7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal
suretiyle, istihdam edenin veya müvekkillerinin imalât veya ticaret
sırlarını ifşa ettirmek veya ele geçirmek;
     8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya
öğrendiği imalât veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya
onları başkalarına yaymak;
     9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikata
aykırı hüsnühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;
     10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele
yahut meslekî veya mahallî âdetlerle tâyin edilmiş bulunan iş hayatı
şartlarına riayet etmemek.
 
     B) Hukuki mesuliyet :
     I - Çeşitli dâvalar:  
     Madde 58 - Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, meslekî
itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından
zarar gören veya böyle bir tehlikeye mâruz bulunan kimse :
     a) Fiilin haksız olup olmadığının tesbitini;
     b) Haksız rekabetin men'ini;
     c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan
kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla
yapılmışsa bu beyanların  düzeltilmesini;
     d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini;
     e) Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar
mevcutsa mânevi tazminat verilmesini;
     istiyebilir. Dâvacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak
hâkim, haksız rekabet neticesinde dâvalının elde etmesi mümkün görülen
menfaatin karşılığına dahi hükmedebilir.
     Haksız rekabet yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan
müşteriler de birinci fıkrada yazılı dâvaları açabilirler.
     Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve
nizamnamelerine göre âzalarının iktisadi menfaatlerini korumaya
salâhiyetli bulunan diğer meslekî ve iktisadi birlikler dahi
kendilerinin veya şubelerinin âzaları bir ve ikinci fıkralar gereğince
dâva açmak hakkını haiz oldukları takdirde (a), (b) ve (c) bentlerinde
yazılı dâvaları açabilirler.
     Birinci fıkranın b ve c bentleri gereğince bir kimse aleyhine
verilmiş olan hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan
doğruya veya dolayısiyle ondan elde etmiş olan şahıslar hakkında da
icra olunur.
 
     II - İstihdam edenin mesuliyeti :
     Madde 59 - Haksız rekabet fiili, hizmet veya işlerini gördükleri
esnada müstahdemler veya işçiler tarafından işlenmiş olursa yukarıki
maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı dâvalar,
istihdam edenlere karşı dahi açılabilir.
     Yukarıki maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde yazılı
dâvalar hakkında Borçlar Kanunu hükümleri caridir.
 
     III - Basının mesuliyeti :
     Madde 60 - Haksız rekabet basın vasıtasiyle işlenmiş ise, 58 inci
maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı dâvalar,
ancak yazı sahibi veya ilân veren aleyhine açılabilir; şu kadar ki :
     a) Yazı veya ilân, yazı sahibinin yahut ilân verenin haberi
olmaksızın ve yahut rızalarına aykırı olarak yayınlanmışsa;
     b) Yazı sahibi veya ilân verenin kim olduğunun bildirilmesinden
imtina olunursa;
     c) Başka sebepler yüzünden yazı sahibi veya ilânı verenin meydana
çıkarılması veya aleyhlerine bir Türk mahkemesinde dâva açılması mümkün
olmazsa; bu davalar, yazı işleri müdürü; eğer bir ilân mevzuubahis ise
ilân servisi şefi; yazı işleri müdürü ve ilân servisi şefi
gösterilmemiş veya yoksa naşir; bu da gösterilmemişse matbaacı;
aleyhine de açılabilir.
     Bu haller dışında, yazı işleri müdürüne, ilân servisi şefine,
naşir ve matbaacıya bir kusur isnat edilebilirse yukarıki fıkrada
yazılı sıraya bakılmaksızın kusurlu olanlar aleyhine dâva açılabilir.
     58 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı
dâvalarda Borçlar Kanununun hükümleri tatbik olunur.
 
     lV - Kararın ilânı :
     Madde 61 - Mahkeme, dâvayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı
haksız çıkan taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilân
edilmesine de karar verebilir. İlânın şekil ve şümulünü hâkim tâyin
eder.
 
     V - Müruruzaman :
     Madde 62 - 58 inci maddede yazılı dâvalar, dâvaya hakkı olan
tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her
halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Şu kadar ki; ceza kanunları gereğince daha uzun bir müruruzaman
müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş bulunursa, bu
müddet hukuk dâvaları hakkında da caridir.
 
     VI - İhtiyati tedbirler :
     Madde 63 - Dâva açmak hakkını haiz olan kimsenin dilekçesi üzerine
mahkeme, mevcut vaziyetin olduğu gibi muhafaza edilmesine, 58 inci
maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı olduğu
veçhile haksız rekabetin neticesi olan maddî durumun ortadan
kaldırılmasına, haksız rekabetin men'ine ve yanlış veya yanıltıcı
beyanların düzeltilmesine ve lüzumlu diğer tedbirlerin alınmasına Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine
göre karar verebilir.
 
     C) Cezai mesuliyet :
     I - Cezayı müstelzim fiiller :
     Madde 64 - 1. Elli yedinci maddenin 1, 2, 4, 5, 6, 8 ve 9 uncu
bentlerinde yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işliyenler;
     2. Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi  
için şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri
hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı malûmat verenler;
     3. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri,
istihdam edenin veya müvekkillerinin imâlat veya ticaret sırlarını ifşa
etmelerini veya ele geçirmelerini temin için iğfal edenler;
     4. İstihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya
müstahdemlerinin veyahut vekillerinin, işlerini gördükleri sırada
cezayı müstelzim olan bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip
de bu fiili menetmiyen veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmiyenler;
     58 inci madde gereğince hukuk dâvasını açma hakkını haiz
bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir
yıla kadar hapis veya beş yüz liradan on bin liraya kadar ağır para
cezasiyle veya her ikisiyle birlikte cezalandırılırlar.
     Haksız rekabetin men'i hakkındaki kesinleşmiş ilâma rağmen haksız
rekabet fiiline aynen veya tâli değişikliklerle devam eden kimse altı
aydan aşağı olmamak üzere hapis ve beş bin liradan on bin liraya kadar
ağır para cezasına mahkûm edilir ve suçlu re'sen takip olunur.
 
     II - Hükmi şahısların cezai mesuliyetleri :
     Madde 65 - Hükmi şahısların işleri görülürken bir haksız rekabet
fiili işlenirse 64 üncü madde hükmü, hükmi şahıs namına hareket etmiş
veya etmesi gerekmiş olan organın âzaları veya ortaklar hakkında tatbik
olunur. Şu kadar ki; para cezası ve masraflardan hükmi şahıs bu hakikî
şahıslarla birlikte müteselsilen mesul olur.
 
                              BEŞİNCİ FASIL
                            Ticari defterler
 
     A) Defter tutma mükellefiyeti :
     I - Şümulü :
     Madde 66 - Her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali
durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde
edilen neticeleri tesbit etmek maksadiyle, işletmesinin mahiyet ve
öneminin gerektirdiği bütün defterleri ve bilhassa diğer kanunların
hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki defterleri Türkçe olarak
tutmaya mecburdur :
     1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter
defteri ve karar defteri;
     2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde
işletilmek üzere devlet, vilâyet, belediyeler gibi âmme hükmi şahısları
tarafından kurulan ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile
dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve
hükmi şahsiyeti olmıyan diğer ticari teşekküller, karar defteri hariç
yukarki bentte yazılı defterleri;
     3. Tacir hakikî şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci
bentte yazılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre
sadece işletme defteri.
     Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları
mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kâğıtlarla
ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve
telgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve kefalet ve
sair teminat senetleri ve mahkeme ilâmları gibi belgeleri muntazam bir
tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.
 
     II - Mesuliyet :
     Madde 67 - Bir tacirin defter tutma mükellefiyetini yerine
getirmeye salâhiyetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği
kayıtlar, o tacirin kendisi tarafından tutulmuş kayıtlar hükmündedir.
     Ticari defterlerin kısmen veya tamamen mevcut olmamasından yahut
kanuna uygun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan
defter ve kâğıtların gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyet
doğrudan doğruya işletme sahibine ve hükmi şahıslarda idare organının
âzalarına veya idare işlerine salâhiyetli olan kimselere ve hükmi
şahsiyeti olmıyan ticari işletme ve teşekküllerde onları idareye
salâhiyetli olan kimselere aittir. Bunlar, kusuru memur ve
müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamazlar.
     66 ncı maddenin birinci fıkrasının 1 ilâ 3 üncü bentlerinde
sayılan defterleri tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun şekilde
yerine getirmeyip de ikinci fıkraya göre mesul olanlar üçmilyon liradan
otuzmilyon liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin
kanuna uygun şekilde tutulmaması halinde, bunları tutmakla
vazifelendirilmiş olan kimseler dahi aynı cezaya mahkûm edilirler.
Diğer kanunlarda bulunan cezai hükümler mahfuzdur. 
     Hâkimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar resmi
muameleler dolâyısiyle bir tacirin defter tutma mükellefiyetine aykırı
hareket ettiğini öğrenince keyfiyeti müddeiumumiliğe bildirmeye
mecburdurlar.
     III - Saklama müddeti :
     Madde 68 - Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye
devam eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması
mecburi olan diğer hesap ve kâğıtları tarihlerinden itibaren on yıl
geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar.
     Hakikî şahıs olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti
terk etmesi halinde kendisi defter ve kâğıtları birinci fıkra gereğince
saklamakla mükelleftirler. Ancak mirasın resmi tasfiyesi halinde defter
ve kâğıtlar birinci fıkrada yazılı müddetle sulh mahkemesi tarafından
saklanır.
     Kolektif ve âdi komandit şirketlerin her ne suretle olursa olsun
infisahı halinde bunlara ait defter ve kâğıtlar, şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki salâhiyetli mahkeme tarafından 1 inci fıkra gereğince
saklanmak üzere ortaklardan birine veya notere, diğer şirketlerin
infisahı halinde ise, notere tevdi olunur. Noter harc ve ücreti şirket
mevcudundan ödenir.
     Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kâğıtlar; yangın,
su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir âfet sebebiyle ve kanuni müddet
içinde ziyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün
içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin salâhiyetli mahkemesinden
kendisine bir vesika verilmesini istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü
delillerin toplanmasını da emredebilir. Böyle bir vesika almamış olan
tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır.
 
     IV - Tasdik ettirme ve beyanname verme mükellefiyeti :
     Madde 69 - Şirket kuruluş aşamasında 66 ncı maddenin birinci 
fıkrasında yazılı defterler kullanılmaya başlanmadan önce tacir tarafından 
ticarî işletmenin bulunduğu yerin ticaret sicili memurluğuna veya notere 
ibraz edilir. Bu defterler, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin 
tasdikine ilişkin hükümlerinde yer alan bilgileri içerecek şekilde tasdik 
ve imza olunur. Sicil memuru veya noter, defterlerin kaç sayfadan ibaret 
bulunduğunu ilk ve son sayfaya yazarak resmî mühür ve imzasıyla tasdik eder. 
Noterlerce tasdik edilen defterlerin mahiyet ve adetleri ve bunların kime ait 
olduğu en geç yedi gün içinde ilgili ticaret sicili memurluğuna bildirilir. 
Şirketlerin müteakip yıl defterleri ile kullanılması zorunlu diğer defterler 
213 sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerine göre 
tasdik olunur.  
     Her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği
defterlerin her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını
gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce
sicil memuruna vermeye mecburdur. Memur, bunlardan birisini tasdik
ederek tacire geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun
şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil
olamaz.
 
     B) Çeşitli defterler :
     I - Yevmiye :
     Madde 70 - Yevmiye defteri, kayda geçirilmesi icabeden muameleleri
vesikalardan çıkararak tarih sırasiyle ve «madde» halinde tertipli
olarak yazmaya mahsus defterdir.
     Yevmiye maddelerinin en az aşağıdaki malûmatı ihtiva etmesi
şarttır:
     1. Madde sıra numarası (Makine ile tutulan muhasebelerde mecburi
değildir.);
     2. Tarih;
     3. Borçlu hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai
yardımcı hesabın isminin tasrihi şarttır.);
     4. Alacaklı hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai
yardımcı hesabın isminin tasrihi şarttır.);
     5. Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenler, izahat sütununda
gösterilmek şarttır.);
     6. Her kaydın dayandığı vesikaların nevi ve varsa tarih ve
numaraları.
     Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı
olur; şu kadar ki, vergi kanunlarına göre müteharrik yapraklı yevmiye
defterinin kullanılmasına müsaade olunduğu takdirde vergi kanunlarına
uygun olmak şartiyle bu defterler de kullanılabilir.
     Yevmiye defterine geçirilecek kayıtlar haklı sebep olmaksızın, on
günden fazla geciktirilemez.
     Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere
ibraz edilip son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak
mühür ve imza ile tasdik ettirilmek şarttır.
 
     II - Defterikebir :
     Madde 71 - Defterikebir, yevmiye defterine geçirilmiş olan
muameleleri buradan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve
tasnifli olarak bu hesaplarda toplıyan defterdir.
     Defterikebirdeki kayıtların en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi
şarttır :
     1. Tarih;
     2. Yevmiye defteri madde numarası;
     3. Meblağ;
     4. Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.
     Yukarki maddenin üçüncü fıkrası hükmü defterikebir hakkında da
tatbik olunur.
 
     III - Envanter defteri :
     1. Umumi olarak :
     Madde 72 - Envanter defterine işletmenin açılış tarihinde ve
mütaakiben her iş yılı sonunda çıkarılan envanterler ve bilânçolar
kaydolunur.
     Envanter ve bilânçonun taallûk ettiği tarihe «bilânço günü» denir.
     İş yılı, altı aydan az, on iki aydan çok olamaz. Kanunda aksine
hüküm olmadıkça, iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve bilânçoların
gelecek iş yılının ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lâzımdır.
     Envanter defterine geçirilen envanter ve bilânço; tacir, kolektif
ve komandit şirketlerde hudutsuz olarak mesul olan bütün ortaklar,
donatma iştiraklerinde bütün donatanlar, ve tacir sıfatını haiz olan
diğer şirket ve kurumlarda idare işlerine salâhiyetli olan kimseler
tarafından imza ve notere ibraz olunur. Noterin yapacağı muamele
hakkında 70 inci maddenin son fıkrası tatbik olunur. İmza edilen
envanter ve bilânçonun ilânı ve resmi makamlara verilmesi hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
     Envanter defteri ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olur.
 
     2. Envanter :
     Madde 73 - Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve
değerlendirmek suretiyle, bilânço günündeki mevcutları, alacakları ve
borçları katî bir şekilde ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.
     Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dâhil iktisadi
kıymetleri ifade eder.
     Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Şu kadar ki;
işlerinde geniş ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük işletmeler,
envanterlerini listeler halinde tanzim edebilirler. Bu takdirde
envanter defterine listeler muhteviyatı icmalen kaydolunur.
 
     3. Bilânço :
     Madde 74 - Bilânço, envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifi ve
karşılıklı olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hulâsasıdır.
     Bilânçonun aktif tablosunda, mevcutlarla alacaklar ve varsa zarar,
pasif tablosunda borçlar gösterilir.
     Aktif yekûnu ile borçlar arasındaki fark tacirin işletmeye tahsis
ettiği ana sermayeyi teşkil eder. Ana sermaye de pasif tablosuna
kaydolunur ve bu suretle aktif ve pasif tablolarının yekûnları  
denkleşir. Yedek akçeler ve kâr ayrı gösterilseler dahi, ana sermayenin
cüzüleri sayılırlar.
 
     4. Açıklık ve doğruluk esasları :
     Madde 75 - İlgililerin; işletmenin iktisadi ve mali durumu
hakkında mümkün olduğu kadar doğru bir fikir edinebilmeleri için,
envanter ve bilânçoların ticari esaslar gereğince eksiksiz, açık ve
kolay anlaşılır bir şekilde memleket parasına göre tanzimi lâzımdır.
     Bütün aktifler, en çok bilânço gününde işletme için haiz oldukları
değer üzerinden kaydolunur. Borsada kote edilen emtia ve kıymetler o
günün borsa rayicine göre ve tahsil edilemeyen veya ihtilaflı
bulunanlar müstesna olmak üzere, bütün alacaklar da itibari
miktarlarına göre hesabedilir.
     Pasifler, hususiyle bütün borçlar, şarta bağlı veya vâdeli olsa
bile, itibari değeri üzerinden hesaba geçirilir.
     Ticaret şirketleriyle ticaret kurumlarının envanter ve bilânçoları
hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
 
     IV - İşletme hesabı :
     1. Defter ve hulâsa :
     Madde 76 - Ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olan
işletme hesabı defterinin sol tarafını masraf, sağ tarafını hasılat
kısmı teşkil eder. Masraf kısmına; satınalınan emtia, hizmet mukabili
ödenen paralar ve işletme ile ilgili diğer bütün masraflar; hasılat
kısmına ise, emtia satışları, hizmet mukabili alınan paralar ve işletme
faaliyetinden doğan diğer hasılât kaydolunur. Masraf ve hasılât
kayıtlarının en az aşağıdaki malûmatı ihtiva etmesi şarttır :
     1. Sıra numarası;
     2. Kayıt tarihi;
     3. Muamelenin nev'i;
     4. Meblâğ.
     Her iş yılı sonunda bir «işletme hesabı hulâsası» çıkarılır. Buna
aşağıdaki maddeler birer kalemde ayrı ayrı yazılır :
     A) Masraf tablosuna:
     1. Çıkarılan envantere göre iş yılı başındaki emtia mevcudunun
değeri;
     2. İş yılı içinde satınalınan emtianın değeri;
     3. İş yılı içinde yapılan bütün masraflar.
     B) Hasılat tablosuna :
     1. İş yılı içinde satılan emtianın değeri;
     2. İş yılı içinde hizmet mukabili vesair suretle alınan paralar;
     3. Çıkarılan envantere göre iş yılı sonundaki mevcudun değeri.
     75 inci madde hükmü işletme hesabı hulâsasına da tatbik olunur.
 
     2. Emtia envanteri :
     Madde 77 - Emtia üzerine iş yapanlar, emtia hareketlerini işletme
hesabının masraf ve hasılat kısımlarında ayrı bir sütunda göstermiye ve
bir emtia envanteri çıkarmıya mecburdurlar.
     Emtia envanteri çıkarmak; satmak maksadiyle alınan veya imal
edilen mallarla iptidai ve ham maddeler ve yardımcı malzeme dâhil olmak
üzere emtia mevcutlarını saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek
suretiyle katî bir şekilde ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.
     Emtia envanteri; muamelelere ait kayıtlarla karıştırılmamak
suretiyle yeniden işe başlama halinde işletme hesabı defterinin baş
tarafına; mütaakiben de her iş yılı kapandıktan sonra, muamele
kayıtlarını takibeden sayfalara yazılır.
 
     V - Karar defteri :
     Madde 78 - Hükmi şahıs olan tacirler tarafından tutulan karar
defterine gerek umumi heyet veya ortaklar heyeti, gerek varsa idare
meclisi tarafından müzakere neticesinde ittihaz olunan kararlarla
toplantıda hazır bulunan âzaların adları ve soyadları ve toplantı günü
ile beyan edilen rey ve müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için
gerekli diğer hususlar geçirilir ve bu kararların altı şirket namına
imza koymaya salâhiyetli olanlar tarafından imza edilir.
 
     D) Teslim ve ibraz :
 
     I - Teslim mükellefiyeti :
     Madde 79 - Ticari defterlerle, saklanması mecburi olan diğer
kâğıtların teslimi; miras, şirket ve iflâs işlerinde istenebilir.
Teslim halinde defter, hesap ve kâğıtların her tarafı gerek mahkeme ve
gerek ilgililer tarafından incelenebilir.
 
     II - İbraz mükellefiyeti :
     Madde 80 - Muhakeme esnasında muhik bir menfaatin mevcudiyeti
ispat olunur ve mahkeme ibraz edilmesini sübut bakımından zaruri
addederse yalnız ihtilâflı meseleye müteallik kayıtların sureti
çıkarılmak veya ehlivukuf tetkikatı yaptırılmak üzere mahkeme re'sen
veya taraflardan birinin talebi üzerine bunların birine yahut her
ikisine ait defterlerle saklanması mecburi olan kâğıtların ibrazını
emredebilir.
     İbrazına karar verilen ticari defter, hesap ve kâğıtlar, dâvaya
bakan mahkemeden başka bir mahkemenin kaza dairesi içinde olup da nakil
ve ibrazında güçlük bulunduğu takdirde bu defterlerin kanuna uygun
olarak tutulup tutulmadıklarının ve bunların ibrazını gerekli kılan hal
ve keyfiyetin ehlivukuf vasıtasiyle incelenerek neticesini gösterir bir
zabıt varakası tutulması ve rapor alınması ve lüzumuna göre
suretlerinin çıkarılıp gönderilmesi ticari defter, hesap ve kâğıtların
bulunduğu yerde ticari dâvalara bakmakla mükellef mahkemeden istenir.
 
     III - Müşterek hükümler :
     Madde 81 - Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun, muhasebeye muhtaç
dâvalarda ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı
mecburiyetine dair olan hükümleri ticari işlerde dahi tatbik olunur.
 
     E) Ticari defterlerin ispat kuvveti :
     I - Kati delil :
     Madde 82 - Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan
kimseler arasında çıkan ihtilâflarda ticari defterler aşağıdaki
maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.
     Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince
tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte
delil olarak kabul olunur.
     Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi
şarttır; aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
 
     II - Yemin :
     Madde 83 - Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince, defter
münderecatını sahibi lehine hükme medar görmüşse kanaatini
kuvvetlendirmek için o kaydın doğru olduğuna ve dâvacının halen
dâvalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter
sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.
     Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul
edeceğini mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini
ibrazdan imtina ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan
tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin verir.
 
     III - Sahibinin aleyhinde :
     Madde 84 - Kanuna uygun olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari
defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır.
Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar
dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden
ayrılamaz.
 
     IV - Sahibinin lehinde :
     Madde 85 - Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit
eden ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur;
şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve
birbirlerini teyideden defterleri buna aykırı olur veya bu hususta
hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi,
vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın
ispat kuvveti kalmaz.
 
     V - Diğer tarafın aleyhinde :
     Madde 86 - Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da
diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek
istemezse; defterleri muhtazam olan tacirin birbirini teyit eden
defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur. Hasım taraf,
aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat
edebilir.
 
                              ALTINCI FASIL
                               Cari hesap
 
     A) Tarifi ve şekli :
     Madde 87 - İki kimsenin para, mal, hizmet ve diğer hususlardan
dolayı birbirlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı
olarak vazgeçip bunları kalem kalem zimmet ve matlup şekline çevirerek
hesabın kesilmesinden çıkacak bakiyeyi istiyebileceklerine dair bulunan
mukaveleye cari hesap mukavelesi denir.
     Bu mukavele yazılı olmadıkça muteber olmaz.
 
     B) Hükümleri :
     I - Umumi olarak :
     Madde 88 - Borçlar Kanununun 115 inci maddesiyle 122 nci
maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap
mukavelesinin hükümleri şunlardır :
     1. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet veya matlup
kaydı, zimmet veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye müteallik
tarafların haiz oldukları dâva ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele
veya muamele iptal edilirse ondan doğan kalem hesaptan çıkarılır;
     2. Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce mevcut
bir matlup, tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi
kararlaştırılmış olmadıkça bu matlup yenilenmiş olmaz;
     3. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil edilmesi
halinde muteber olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;
     4. Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden
tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tâyin
olunan bakıye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba
geçirilir; mukavele sona ermiş veya bakıye haczedilmiş ise onun
ödenmesi gerekir;
     5. Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için mukavele
veya ticari teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler.
 
     II - Hususi haller :
     1. Ticari senetler :
     Madde 89 - Yukarıki maddenin 3 üncü bendi gereğince cari hesaba
kayıt olunup bedeli tahsil edilemiyen ticari senet sahibine geri
verilerek kaydı silinir.
 
     2. Ücret ve masraflar :
     Madde 90 - Taraflar arasında cari hesabın mevcudiyeti, komisyondan
ileri gelen ücretin ve her türlü masrafların istenmesine mâni olmaz.
 
     3. Hesap dışında kalan alacaklar :
     Madde 91 - Takası kabil olmıyan alacaklarla muayyen bir cihete
sarf edilmek veya ayrıca emre âmade tutulmak üzere teslim olunan para
ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
 
     III - Bakiye :
     1. Tesbiti :
     Madde 92 - Mukavele veya ticari teamül ile muayyen hesap devreleri
sonunda, cari hesabın kapatılması ve zimmet ile matlup kalemleri
arasındaki farkın tesbit edilmesi lâzımgelir.
     Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her
takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak
kabul edilmiş sayılır. Tesbit edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan
taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter marifetiyle veya
taahhütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda bulunmazsa bakiyeyi
kabul etmiş sayılır.
 
     2. Faiz :
     a) Umumi olarak:
     Madde 93 - Zimmet ve matlup kalemlerinin birbirinden çıkarılması
neticesinde hâsıl olan bakıye için dahi tespit edildiği günden itibaren
faiz işler.
 
     b) Mürekkep faiz ve diğer cihetlere ait hükümler:
     Madde 94 - Taraflar, üç aydan aşağı olmamak üzere diledikleri
zaman faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi
hesap devrelerini ve faiz ve komüsyon miktarlarını dahi mukavele ile
tâyin edebilirler.
     8 inci madde hükmü mahfuzdur.
 
     IV - Bütünlük esası :
     Madde 95 - Cari hesaba geçirilen matlup ve zimmet kalemleri
ayrılmaz bir bütün teşkil eder. Cari hesabın kesilmesinden önce
taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılmaz. Tarafların hukuki
durumunu ancak mukavelenin sonundaki hesabın kesilmesi tâyin eder.
 
     C) Cari hesabın sonu :
     I - Umumi olarak :
     Madde 96 - Cari hesap mukavelesi :
     1. Kararlaştırılan müddetin bitmesi;
     2. Bir müddet kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin
feshi ihbar etmesi;
     3. Taraflardan birinin iflâs etmesi;
     ile sona erer.
 
     II - Ölüm ve hacir halleri :
     Madde 97 - Mukavelede bir müddet tâyin edilip de taraflardan biri
ölür veya hacir altına alınırsa her iki taraf ve halefleri on gün önce
haber vermek şartiyle cari hesap mukavelesini feshedebilir. Şu kadar
ki; bakıyenin ödenmesi ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması
gereken tarihte istenebilir.
 
     D) Bakiyenin haczi :
     Madde 98 - Taraflardan birinin alacaklısı onun hesap bakıyesini
haciz ettirdiği gün hesap kapatılarak bakıye tesbit edilir.
     Bu halde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün
içinde haczi kaldırtmazsa diğer taraf mukaveleyi feshedebilir; etmezse
haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek
suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğer ki; hesaba geçirilen kalemler haciz
anından önce doğmuş bulunan hukuki bir münasebetten ileri gelmiş ola.
     Haciz ettiren alacaklı bakıyeden, kendi alacağına tekabül eden
kısmının ödenmesini ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması
gereken anda istiyebilir.
 
     E) Müruruzaman :
     Madde 99 - Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya hükmen
tâyin olunan bakıyeye veya faiz bakıyelerine, hesap hata ve
zuhullerine, cari hesaptan hariç addolunmak lâzım gelen veya haksız
olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya mükerrer kayıtlara
ilişkin bulunan dâvalar, beş yıl geçmekle müruruzamana uğrarlar.
 
                              YEDİNCİ  FASIL
                        Ticaret işleri tellâllığı
 
     A) Tarifi :
     Madde 100 - Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil,
satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimî bir
surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik
mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek
edinen kimseye tellâl denir.
     Tellâllar bu fasılda gösterilen hakları haiz ve borçlarla
mükelleftirler.
     Ticari olmıyan işlere dair olan mukavelelerin akdi hususunda
aracılıkla meşgul olan veya ticari bir aracılık işini ârızi olarak
üzerlerine alan kimseler hakkında Borçlar Kanununun 404 ilâ 409 uncu
maddeleri tatbik olunur.
     24 üncü madde hükmü mahfuz kalmak üzere Borçlar Kanununun 409 uncu
maddesi hükmü ticaret tellâllığına da tatbik olunur. Borsa tellâlları
hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
 
     B) Hükümleri :
     I - Bordro :
     1. Verme mükellefiyeti :
     Madde 101 - Mukavelenin taraflarınca vazgeçilen veya emtianın nevi
dolayısiyle mahallî teamül gereğince lüzum bulunmıyan haller dışında
tellâl, taraflardan her birine muamele yapıldıktan sonra, tarafların ad
ve soyadlarını ve mukavelenin mevzuu ve şartlarını, hususiyle, emtia,
veya kıymetli evrak alım satımlarında  bunların nev'ini, miktarını,
fiyatını ve teslim  zamanını gösteren ve kendi imzasını taşıyan bir
bordro vermeye mecburdur.
 
     2. Taraflarca imzası :
     Madde 102 - Derhal yerine getirilmesi kararlaştırılmış olmıyan
muameleler hakkında bordrolar taraflara imza ettirilmek, taraflardan
her birine diğer tarafın imzasını taşıyan bordro verilmek lâzımdır.
Taraflardan biri bordroyu kabul veya imza etmekten çekinirse, tellâl
derhal diğer tarafa keyfiyeti ihbarla mükelleftir.
     Tellâl tarafların bordroya koymuş oldukları imzaların sıhhatinden
mesuldür. Ticari senetlerin alım ve satımına aracılıkta bulunan tellâl
bu senetleri satana ait olan imzanın sıhhatinden dahi mesuldür.
 
     3. Diğer tarafın sonradan bildirilmesi :
     Madde 103 - Diğer tarafın sonradan bildirileceği kaydını ihtiva
eden bir bordroyu kabul eden kimse, meçhul kalan taraf sonradan
kendisine bildirilince, ona karşı haklı bir itirazda bulunmazsa, o
mukavele ile ilzam olunur. Bordroda gösterilmemiş olan tarafın kim
olduğu mahallî teamüle, böyle bir teamül yoksa halin gereğine göre
uygun bir müddet içinde bildirilir.
     Bordroda gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez veya
bildirilip de aleyhine haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu kabul
etmiş olan taraf, mukavelenin yerine getirilmesini bizzat tellâldan
istiyebilir. Şu kadar ki tellâlın müracaatı üzerine mukavelenin ifasını
derhal istemezse artık dâvası dinlenmez. Mukaveleyi bizzat yerine
getiren tellâl, taraf sayılır ve diğer tarafa karşı akdin hak ve
borçları kendisine ait olur.
 
     II - Nümunenin  saklanması :
     Madde 104 - Tellal kendi vasıtasiyle nümune üzerine satılan
emtiadan her birinin tevdi olunan nümunesini, malın vasıflarına itiraz
edilmeksizin kabulüne veya muamelenin diğer suretle bitirilmesine kadar
saklamakla mükelleftir.
     Taraflar nümunenin saklanmasından açık olarak vazgeçer veya
emtianın nev'ine göre mahallî teamül gereğince buna lüzum olmazsa
tellal, tevdi edilen nümuneyi saklamaya mecbur değildir.
     Tellal ilerde delil olarak kullanmak üzere, tevdi edilen nümuneye
hususi bir işaret koymaya ve ticari teamülün icabından ise bu işareti
taraflara imza ettirmeye mecburdur.
 
     III - Kabza salâhiyetsizlik :
     Madde 105 - Tellal, bedeli tahsile veya mukavelede gösterilen sair
şeyleri teslim almaya salâhiyetli sayılmaz.
 
     lV - Ücret :
     1. İstemek hakkı ve müruruzaman :
     Madde 106 - Muamele  yapılınca veya mukavele bir şarta bağlı ise
şart tahakkuk edince bordroyu vermiş olan tellal ücretini istemek
hakkını haizdir.
     Bu hak muamelenin yapıldığı günden itibaren bir yıl geçince
müruruzamana uğrar. Eğer mukavele yapılmaz veya talik olunduğu şart
tahakkuk etmezse, tellal, bu işteki teşebbüslerinden dolayı ücret
isteyemez.
 
     2. Miktarı :
     Madde 107 - Ücretin miktarı, mukavele ve tarifelere ve bunlar
yoksa mahallindeki ticari teamüle göre tâyin olunur.
 
     3. Borçlu :
     Madde 108 - Tellal ücretini hangi tarafın ödiyeceği mukavele veya
kanun ile tâyin edilmemiş ise, mahallindeki ticari teamül nazara
alınır; bu da yoksa taraflar bu ücreti yarı yarıya öderler.
 
     4. Masraflar :
     Madde 109 - Tellal tarafından  yapılacak  masrafların ödenmesi
kararlaştırılmışsa muamele bitirilmese bile, bu masraflar istenebilir.
 
     5. Hakkın düşmesi :
     Madde 110 - Tarafsızlığı ihlâl edecek derecede âkıdlerden birini
iltizam eden veya hüsniniyet kaidelerine aykırı mahiyette bunların
birinden kendisine menfaat temin eden tellalın, ücret ve masrafları
istemek hakkı kalmaz.
 
     V - Yevmiye defteri :
     1. Tutma mükellefiyeti :
     Madde 111 - Tellal, kendi aracılığı ile yapılan muameleleri bir
yevmiye defterine günü gününe yazmaya mecburdur. Kayıtların tarih
sırasiyle yapılması ve 101 inci maddede yazılı hususları ihtiva etmesi
lâzımdır.
     Her kayıt, günü gününe tellal tarafından imza olunur. Ticari
defterlerin tasdikıne, tutulmasına ve saklanmasına dair hükümler
tellalın yevmiye defteri hakkında da caridir.
     Tellal, her zaman taraflardan birinin talebi üzerine aracılığını
yaptığı muameleler için yevmiye defterinin o işe ait kısmının bir
suretini imzalıyarak vermeye mecburdur.
 
     2. İbraz mecburiyeti :
     Madde 112 - Mahkeme, taraflar arasında çıkan bir dâvaya ait  
hususların ispatı için veya diğer her hangi bir dâva zımnında bordro,
suret ve diğer ispat edici vesikaların karşılaştırılması maksadiyle
yevmiye defterinin ibrazını tellala emir ve ondan gereken izahları
talebedebilir.
 
     3. Mesuliyet :
     Madde 113 - Yevmiye defterinin tutulması ve saklanmasiyle ilgili
hükümlere aykırı hareket eden tellal hakkında 67 nci madde hükmü tatbik
olunur.
 
     4. Tevdi mükellefiyeti :
     Madde 114 - Ölen veya işten çekilen tellalın yevmiye defterleri,
bulunduğu yerin noterine tevdi edilir.
 
     C) Esnaf arasında aracılık :
     Madde 115 - Esnaf arasında aracılık yapan kimseler hakkında, bu
faslın hükümleri tatbik olunmaz.
 
                             SEKİZİNCİ FASIL
                                Acentelik
 
     A) Umumi olarak :
     I - Tarifi :
     Madde 116 - Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya
müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak
muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette ticari bir
işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme
adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
     Bu fasılda hüküm bulunmıyan hallerde aracılık eden acenteler
hakkında tellallık hükümleri, akit yapan acenteler hakkında komisyon
hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmıyan hallerde vekâlet hükümleri
tatbik olunur.
 
     II - Tatbik sahası :
     Madde 117 - Hususi kanunlardaki hükümler mahfuz olmak üzere bu
fasıl hükümleri şunlar hakkında da tatbik olunur:
     1. Mukaveleleri yerli veya yabancı bir işletme hesabına ve kendi
adına akdetmeye daimî olarak salâhiyetli bulunanlar,
     2. Sigorta mukavelelerinin akdi hususunda aracılık edenler,
     3. Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi olmıyan ecnebi
ticari işletmeleri nam ve hesabına memleket içinde muamelelerde
bulunanlar.
 
     III - İnhisar :
     Madde 118 - Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça,
müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı
için birden fazla acente tâyin edemiyeceği gibi; acente dahi aynı yer
veya bölge içinde, birbirleriyle rekabette bulunan mütaaddit ticari
işletmeler hesabına aracılık yapamaz.
 
     B) Acentenin salâhiyetleri :
     I - Umumi olarak :
     Madde 119 - Acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği
mukavelelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı
koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule
salâhiyetlidir.
     Bu gibi mukavelelerde çıkacak ihtilâflardan dolayı acente
müvekkili namına dâva açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla
dâva açılabilir.
     Bu hükümlere aykırı olan şartlar muteber değildir.
 
     II - Kabza salâhiyeti :
     Madde 120 - Müvekkilinin hususi ve yazılı muvafakati veya vekâleti
olmadan acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabza ve
bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya mezun olmadığı gibi bu
muamelelerden doğan alacağı tecil veya miktarını tenzil dahi edemez.
 
     III - Akit yapma salâhiyeti :
     Madde 121 - Hususi ve yazılı bir muvafakat olmadan acente,
müvekkili namına mukavele akdine salâhiyetli değildir.
     Acentelere müvekkilleri adına akit yapma salâhiyetini veren
vesikaların acente tarafından tescil ve ilân ettirilmesi mecburidir.
 
     IV - Salâhiyetsizlik :
     Madde 122 - Acente, salâhiyetli olmaksızın veya salâhiyeti
sınırlarını aşarak müvekkili namına bir mukavele yaparsa müvekkili
mukavelenin akdini haber alır almaz üçüncü şahsa, akde icazet
vermediğini derhal bildirmediği takdirde, icazet vermiş sayılır. İcazet
verilmediği halde acente akitten bizzat mesul olur.
 
     C) Acentenin borçları :
     I - Umumi olarak :
     Madde 123 - Acente, kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı
içinde mukavele uyarınca, müvekkilinin işlerini görmeye ve
menfaatlerini korumaya mecburdur.
     Acente, bilhassa, müvekkili hesabına saklamakta bulunduğu emtia
veya eşyaya ârız olan hasarlardan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe
mesuldür.
 
     II - Haber verme borcu :
     Madde 124 - Acente, üçüncü şahısların kabule salâhiyetli olduğu
beyanlarını, bölgesindeki piyasanın durum ve şartlarını, müşterilerin
mali durumunu ve bu durumda vukubulan değişiklikleri ve yapılan
muamelelere müteallik müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona
vaktinde bildirmeye mecburdur.
     Müvekkilin açık talimatı olmıyan meselelerde acente, emir alıncaya
kadar muameleyi geciktirebilir. Şu kadar ki; işin aceleliği
müvekkilinden sormaya müsait olmaz veya acente en faydalı şartlar
dairesinde harekete mezun bulunursa basiretli bir tacir gibi kendi
görüşüne göre muameleyi yapar.
 
     III - Önleyici tedbirler :
     Madde 125 - Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın
taşınma sırasında hasara uğradığına dair emareler görecek olursa,
müvekkilinin taşıyıcıya karşı dâva hakkını emniyet altına almak üzere
hasarı keşfettirmek ve gereken diğer tedbirleri almak, emtiayı mümkün
olduğu kadar muhafaza eylemek veya büsbütün telef olması tehlikesi
varsa, Borçlar Kanununun 92 inci maddesi gereğince salâhiyetli
mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin keyfiyeti müvekkiline
haber vermekle mükelleftir. Aksi takdirde ihmali yüzünden doğacak
zararı tazmine mecbur olur.
     Satılmak üzere acenteye gönderilen emtia çabuk bozulacak cinsten
olur veya değerini düşürecek değişikliklere mâruz bulunur ve
müvekkilden sormaya vakit müsait olmaz veya müvekkil izin vermede
gecikirse, acente salâhiyetli mahkemenin izniyle Borçlar Kanununun 92
inci maddesi gereğince bu emtiayı sattırmaya salâhiyetli ve müvekkilin
menfaatleri bunu gerekli kılıyorsa mecburdur.
 
     IV - Ödeme borcu :
     Madde 126 - Acente müvekkiline ait olan paranın gönderilmesi veya
teslim edilmesi lâzım geldiği zaman bunu yapmazsa, o andan itibaren
faiz ve gerekirse ayrıca tazminat vermeye mecburdur.
 
     D) Acentenin hakları :
     I. Fevkalâde masrafların tazmini :
     Madde 127 - Acente, işlerini ifâ için yaptığı masraflardan ancak
fevkalâde masrafların tazminini istiyebilir.
     Avanslar hakkında 22 nci madde tatbik olunur.
 
     II - Ücret :
     1. Ücrete tabi muameleler :
     Madde 128 - Acente fiilen aracılıkta bulunduğu veya akdettiği
muamelelerden ve aracılıkta bulunmamakla beraber bölgesi içindeki
şahıslarla müvekkili arasında doğrudan doğruya yapılan ve inhisar dalı
içine giren muamelelerden dolayı bir ücret istemek hakkını haizdir.
     Müvekkil, doğrudan doğruya yaptığı muameleleri derhal acenteye
bildirmeye borçludur.
 
     2. Ücrete hak kazanma zamanı :
     Madde 129 - Acente, mukavelenin yapıldığı tarihte, mukavele mevzuu
bir malın satınalınması, imal edilmesi veya satılması ise, müvekkilinin
malı veya bedeli yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarihte
ücrete hak kazanır. Bu hallerde müvekkile isnad edilebilecek bir
sebepten dolayı mukavele yerine getirilmemiş olsa bile acente ücretin
ödenmesini istiyebilir.
     Mukavele kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine
getirildiği veya yerine getirilmesi gerektiği nispette ücrete hak
kazanır.
 
     3. Ücretin miktarı :
     Madde 130 - Mukavelede hüküm bulunmadıkça ücretin miktarı
acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül yoksa halin icabına
göre mahkemece tâyin olunur.
 
     4. Ücretin ödeme zamanı :
     Madde 131 - Müvekkil, acentenin ücrete hak kazanmış olduğu
muamelelere ait defter kayıtlarının bir suretini hesap cetveli ile
birlikte acenteye vermeye mecburdur.
     Acenteye ait alacakların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, her üç
ayda bir defa ve her halde takvim yılının sonunda veya acentelik
mukavelesi sona erdiği zaman, tesbit edilerek ödenmesi lâzımdır.
 
     III - Hapis hakkı :
     Madde 132 - Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye
kadar acentelik mukavelesi dolayısiyle alıp da gerek kendi yedinde
gerek hususi bir sebebe binaen zilyed olmakta devam eden bir üçüncü
şahıs yedinde bulunan menkul şeyler ve kıymetli evrak ile emtia senedi
vasıtasiyle tasarruf edebildiği emtia üzerinde hapis hakkına maliktir.
     Müvekkile ait mallar acente tarafından mukavele veya kanun icabı
satıldığı takdirde acente satılan malların bedelini ödemekten kaçınma
salâhiyetini haiz olur.
     Müvekkil aciz halinde bulunduğu takdirde acentanın henüz muaccel
olmamış alacakları hakkında da yukarki fıkralar tatbik olunur.
     Medeni Kanununun 864 üncü maddesinin ikinci fıkrasiyle 865, 866,
867 nci maddeleri mahfuzdur.
 
     E) Acentelik mukavelesinin sona ermesi :
     I - Sebepleri :
     Madde 133 - Muayyen olmıyan bir müddet için aktedilmiş olan
acentelik mukavelesini, taraflardan her biri üç ay önce ihbar etmek
şartiyle feshedebilir; mukavele ile bir müddet tâyin edilmiş olsa dahi
muhik sebeplerden dolayı akit her zaman fesih olunabilir.
     Müvekkilin veya acentenin iflâs veya ölümü yahut hacir altına
alınması halinde Borçlar Kanununun 397 nci maddesi tatbik olunur.
 
     II - Tazminat borcu :
     Madde 134 - Muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine
riayet etmeksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması
yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur.
     Müvekkilin veya acentenin iflâs veya ölümü yahut hacir altına
alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen
görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle
tâyin olunacak münasip bir tazminat acenteye yahut yukardaki hallere
göre onun yerine geçenlere verilir.
 
                             DOKUZUNCU FASIL
                         Ticarete mahsus yerler
 
     Madde 135 - Borsalar, sergi, panayır ve pazar yerleri, antrepo ve
ticarete mahsus diğer yerler hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
Sonraki

(kanunara)